52- İSLAM NASIL YOZLAŞTIRILDI?

HOW HAS ISLAM BEEN CORRUPTED)

كيف تم تحريف و إفساد الإسلام؟


SELAMLAŞMA - GREETING - تحية


Selâm ; barış ve esenlik demektir ve İslam kelimesinin köklerinden biridir. 

Selâmlaşmak da insanların

birbirlerine barış ve esenlik dilemelerini amaçlayan bir

insanlık geleneğidir. 

Kur'an, bu insanlık geleneğinden

söz eder ve bunu buyruklaştırırken "tahiyye - تحية" sözcüğünü kullanmaktadır. 

Tahiyye, sağlık ve esenlik dilemek

demektir. 

Kur'an şöyle diyor: 

“Bir esenlik ve sağlık dileğiyle selâmlandığınız da onun daha güzeliyle karşılık verin!" 

(Nisa, 86)


İŞİN ESASI BUDUR. 


Kullanılan sözcükler ve takınılan

tavır, yereldir, örfîdir, kişiye ve zamana göre değişkendir.

Kur'an bunlarla uğraşmaz. 

Önemli olan, insanların

birbirlerine sağlık ve esenlik dilemeleri, sıcak bir yaklaşımla

ilgi göstermeleridir. 

Bunu her toplum kendi gelenekleri, kültürü çerçevesinde yapar. Bunun dili, kalıbı, değişmez ifadeleri olmaz.

Kur'an dininin adı ve Allah'ın adlarından biri Selâm olduğu için, Müslümanlar selamlaşmalarında bu

sözcüğü kullanmayı tercih ederler. 

Bu tercihte de önemli olan sadece " s e l â m " sözcüğüdür. 

Bunun Arapça bir cümle ile (selâmün aleyküm - ألسلام عليكم) şeklinde ifade edilmesi şart değildir. 


Aynı anlamda başka bir sözcük de kullanılabilir.


BİD'ATLAR, HURAFELER


* Gayrimüslimlere selâm verilmeyeceğini iddia etmek:


İslam evrensel barış ve esenliğin dinidir, tanrısal rahmettir; bir ideoloji değildir

Böyle bir din, hem de selamlaşma gibi bir insanlık geleneğinde "Müslüman" patenti taşımayanları dışlamaz.. 

Kur'an, "Size selâm verene sen mümin değilsin DEMEYİN!" buyuruyor,

(bk. Nisa, 94)


* Selâmın Arapça olması gerektiğini iddia etmek:


Kur'an selamlaşma eylemi için "tahiyye - تحية" (sağlık ve esenlik dilemek) diyor. 

Bu tahiyyede selâm kelimesinin

kullanılıp kullanılmaması tercih konusudur; zorunluluk değil. 

Ne yazık ki İSLAM’I ARAPLAŞTIRANLAR

selamlaşmanın da Arapça olmasını savunmaktadırlar.


Temelden yanlıştır.


* Müslüman olmayanlarla komşuluk edilmeyeceğini öne sürmek:


Selamlaşma olmayınca komşuluk hiç olmaz. 

Bazan selamlaşma olur da komşuluk yine de olmaz. 

Ama selamlaşma olmadan komşuluğun olması mümkün değildir.

Kur'an, komşuluk konusuna dinler-inançlar üstü ve ötesi bir insanlık meselesi, bir olmazsa olmaz değer gözüyle bakmıştır. 


Bu bakışın iki görünümü vardır:


a) Ehlikitap kitlelerle komşuluğun özendirilmesi:


Onların ;

  • pişirdikleri ve ikram ettikleri yemekleri yenir (bk. Mâide, 5), 
  • kızlarıyla evlenilir. 
  • Erkekleriyle evlenmeye ise yasak konmamış; iş, zaman ve zeminin şartlarına bırakılmıştır.


b) Müşriklerin komşuluk isteklerine imkân verilmesi: 


Bu husus, gelenekçi bağnaz yorumculuğun üstünü örttüğü bir Kur'an gerçeği olarak, müşriklerin

durumlarını en geniş biçimde ele alan Tevbe Suresi 6. ayette ilkeye bağlanmıştır. 

Şöyle deniyor: 

"Eğer müşriklerden biri senden güvence dilerse/senin yanına gelip sana komşu olmak isterse ona güvence verip yakınlaşma isteğini kabul et ki Allah'ın kelâmını dinleyebilsin!...

(Tevbe, 6)


Komşuluk, dinler ve inançlar ötesi ve üstü bir insanlık değeridir. 


Kur'an bunun, müşrikler için bile korunmasını hükme bağlayarak suyu ta baştan kesmiştir

Yorumlar

Popüler Yayınlar