ALLAH İLE ALDATMAK” - 3
“ALLAH İLE ALDATMAK” - 3
“ALLAH İLE ALDATMAK” MESELESİNİ DOĞRU ANLAMAK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Tarihin vicdan kulağımıza ilettiği EN ÖNEMLİ gerçeklerden biri şudur:
İnsanlığın tarih boyunca akıttığı kanların hemen tamamı din adına ve dine fatura edilen kanlardır.
Yani DİNLER, bir anlamda kan dökmenin özendirildiği, zaman zaman, yer yer İBADETE DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ birer şiddet ve dehşet ocağı olarak da kayda geçmiş bulunuyorlar.
Tarihin en büyük savaşları "TANRI İÇİN/TANRI ADINA' tabelası altında yapılan savaşlardır.
Bunun anlamlarının ilki şudur:
Kanı en rahat ve en bol akıtmanın yolu onun TANRI İÇİN/TANRI AŞKINA AKTIĞINI ve AKITILDIĞINI İDDİA ETMEK ve bu kanı akıtacakları ve akıtılacakları bu iddiaya inandırmaktır.
O halde, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Dine dayandırılabilecek bütün olumsuzlukların aşılmasında başarıya götürecek TEK ÇARE ; ALLAH İLE ALDATMA’yı durdurmaktir.
Din hayatının Allah ile aldatma zulüm ve hıyanetine dönüşmesini engelleyemeyen toplumların din kaynaklı zulümlere, o arada, dín kaynaklı terör kahrına uğramayacaklarını düşünmek, varlık yasalarını tersine işletmeye kalkmak kadar abestir.
Terör gibi bir can ve kan meselesinde bile, din istismarıyla gerçekleştirilen finanstan, intiharcı terörist sağlanmasına kadar tüm aşamalarda ALLAH İLE ALDATMA kullanılır.
New York kulelerine yapılan intihar dalışını, ALLAH İLE ALDATMA’nın dışında hiçbir araçla yaptıramazsınız.
Olayın siyasal arka planında kimin olduğu ikinci meseledir.
Siyasal arka planda Müslüman nüfus kâğıdı taşıyanlar olabileceği gibi, İslam'a tamamen karşı kimlikler de olabilir.
Kur'an; dinin, bir sevgi, şefkat, merhamet, paylaşım kurumu olmaktan çıkarılıp, bir kan ve kin kurumuna dönüştürülmesinin arka planında ALLAH İLE ALDATMA’yı görüyor.
Kur’an demek istiyor ki, aldatış ve aldanışları etkisiz kılmanın temel dayanağı olan TANRI, tam tersi bir işlevle hayata sokulur, tam tersi bir amacın aracı yapılırsa (yani ALDATILMA’NIN ARACI YAPILIRSA) din de kendisinden beklenenin tam tersini üretmeye başlar.
Sevgi yerine kin, şefkat yerine öfke, merhamet yerine zulüm, paylaşım yerine sömürü, özgür irade yerine despotizm ve hegemonya...
Daha açık konuşalım: 'ALLAH İLE ALDATMA’yı ADAM GİBİ VE DOSDOĞRU tanımadıkça mutlu ve güzel bir dünya kuramayız.
ALLAH İLE ALDATMA’nın maskesini düşürememiş toplumların rahat yüzü görmeleri mümkün değildir.
Tarih boyunca mümkün olmamıştır, bundan sonra da mümkün olmayacaktır.
ALLAH İLE ALDATILAN toplumlarda, mutlu bir dünya için yeryüzünde ALLAH’IN İYİLERİ KULLANMASI engellenir, mutsuz bir dünya için KÖTÜLERİN ALLAH’I KULLANMASI (yani KÖTÜLÜKLERİNE ALLAH’I DAYANAK, KILIF VE MAZERET YAPMALARI) yürürlük kazanır.
Bu gerçeği iyi bilenlerden biri ve KATOLİK ENGİZİSYONUNUN KAHRINI ÇEKMİŞ bir coğrafyanın çocuğu olan Italyan düşünür Glordano Bruno (ölm. (1600) ne güzel söylemiş:
“Tanrı kendi iradesini hakim kılmak için yeryüzündekl İYİ İNSANLARI kullanır, yeryüzündekl KÖTÜ İNSANLAR ise kendi iradelerini hakim kılmak için ALLAH’I KULLANIRLAR”.
Bu. şu demektir: Din eksenli bir toplumda kitle, ana başlık olarak üç tip insandan oluşuyor:
- Allah ve din adına hegemonya peşinde koşmadıkları (hatta Allah adına hiçbir iddiada bulunmadıkları) halde sürekl iyilik ve güzellik üretenler,
- Tüm iddiaları Allah adına olduğu halde sürekli kötülük ve haksızlık üretenler,
- Hiçbir şey üretmeden yiyip içerek gün geçiren ot takımı.
Bruno bunları elbette biliyordu. Uğraşını, öncelikle 2. gruptaki 'KÖTÜLÜK ÜRETENLER’i tanımaya ve mümkün olursa onları uyarmaya adamıştı.
Uğraşının ona kazandırdığı onur ve sonsuzluğun faturasını çok ağır ödedi:
Roma Katolik Kilisesini ve ruhban takımını (din adamlarını) eleştirdiği gerekçesiyle Roma'da DİRİ DİRİ YAKILDI.
Onu yakan zihniyetin çocukları ileriki zamanlarda onun küllerini törenle gömerek adına anıt mezar yaptılar. Neye yarar!
Allah ile aldatılmayı önlemenin tek çaresi Allah ile aldatmaya giden yolları tıkamaktır.
Bu ana çareyi biraz ayrıntılarsak karşımıza şu üç alt başlık çıkar:
- Dinin gerçeğini öğrenmek, sahte dini dinsizliklerin en kötüsü bilmek, bildirmek. Sahte dini yaşamaktansa dinsiz kalmanın yeğlenmesi gerektiğini önemle ve ısrarla anlatıp belletmek.
- Dinin saltanat ve siyaset aracı yapılmasını durdurmak, yani laikliği esas almak.
- Sadece Allah-insan arası bir değer ölçüsü olması gereken dindarlığı insanlar arası bir değer ölçüsü olmaktan çıkarmak. Şunu da unutmayalım: Allah ile aldatma, sadece dinin içinden kotarılan bir aldatma olarak düşünülmemelidir. Allah, en az bu 'içeriden' aldatma kadar, dinin dışından aldatmaların da aracı yapılmaktadır. Günümüz Müslüman dünyası daha çok bu ikinci tür aldatmanın hedefi ve alanıdır. Adına ‘İslami terör' demek için bin dereden su getirdikleri 'dinci terör’ de esası bakımından 'dıştan' aldatanların kotardıkları bir sektördür. Bir terör ki, işvereni Müslüman olmayanlar, ama işçileri daima Müslümanlar... Velhasıl, her ırk, renk ve dilden Müslümanlar olarak yüzyıllardır ALLAH İLE ALDATILIYORUZ. Yaşadığımız günler ise bu aldatış sürecinin en yoğun olduğu zaman dilimidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yorumlar
Yorum Gönder