YNÖ'nün "Allah ile Aldatmak" kitabını yazmasının sebebi/The reason why YNÖ wrote his book “Deceiving with God”/Der Grund, warum YNÖ sein Buch „Täuschung mit Gott“ geschrieben hat/السبب الذي دفع YNÖ إلى تأليف كتابه "الخداع مع الله"


Yaşar Nuri Öztürk “ALLAH İLE ALDATMAK” kitabının önsözünde, bu kitabı niçin yazdığını şöyle anlatıyor :


In the preface to his book "DECEIVING WITH GOD”, the late Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk explains why he wrote it as follows:


Im Vorwort zu seinem Buch „Die Gläubigen mit Gott täuschen“ erklärt der verstorbene Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, warum er es geschrieben hat, wie folgt:


في مقدمة كتابه "خداع المؤمنين بإسم الله"، يشرح البروفيسور الراحل الدكتور يشار نوري أوزتورك سبب كتابته على النحو التالي:

*************************

Müslüman halklar ve özellikle Türk halkı aşırı duygusal; özellikle çok sevdiği dini söz konusu olduğunda…

Türk halkı neden asırlardır sürekli bir biçimde aldatılıyor?

Bu sorunun yanıtının Kur’an’da olduğuna inanıyorum. 

Kur’an “Allah ile aldatılmayın!” ihtarında bulunuyor. 

Neden? 

Çünkü Allah ile aldatılanların en büyük sorunu, aldatıldıklarının

farkında olma imkanından büyük ölçüde yoksun bulunmalarıdır. 

Çünkü derinden inandıkları ve içtenlikle teslim oldukları din gibi yüce bir değer kendilerinin aleyhinde kullanılıyor. 

Bunu fark etmeleri kolay değil. 

Türk halkı dinine olan derin saygısı, İslam’a duyduğu teslimiyet yüzünden, çoğu kez SAVUNMA, SORGULAMA VE ELEŞTİRME güçlerini kullanmıyor.  

Daha da önemlisi, kendisini Allah ile aldatanlara karşı AKLINI KULLANMIYOR. 

Allah ile aldatılmanın yıkımına dikkat çeken Kur’an bu tuzağa düşülmemesi ve bu belanın aşılması için gerekli olan iki hayâtî donanıma daha dikkat çekmiştir:

1. Aklın işletilmesi,

2. Takvanın yani dindarlığın insanlar arasında üstünlük ölçüsü olmaktan çıkarılması. 

Bu iki hayâtî donanım göz ardı edildiğinde “Allah ile aldatılmayın” emrinin sonuç vermesi imkansız olmakta. 

Akıl işleyecek ve dindarlık insanlar arası bir değer ölçüsü olmaktan çıkarılacaktır ki kitleler Allah ile aldatma tezgahlarının ve tezgâhtarlarının maskelerini

düşürebilsin ve bu hâin tezgâhların arka planını görebilsin.  

Maske düşürülüp arka plan görülmediği sürece Allah ile aldatılmak kaçınılmazdır. 

Allah ile aldatma zulmünün aşılması için sadece temel çare değil, TEK ÇÂRE aklı işletmektir. 

Kur’an, Yunus suresi, ayet 100’de “Allah aklını işletmeyenler üzerine pislik indirir”diyerek Allah ile aldatılma duygusallığının aşılması için, işletilen aklın kaçınılmaz

olduğunu insanlığın vicdanına iletmiştir. 

Başka hiçbir kanıt olmasa, sadece bu iki hayâtî donanım bile laikliğin Kur’an’ın temel taleplerinden biri olduğunu göstermeye yeter.  

Çünkü aklın devrede olması ve işletilmesi için laiklik temel şarttır. Aksi halde, duygu ve duygusallık, din tezgâhtarları tarafından sinsice egemen kılınmak suretiyle, din “aklın önünü kesme aracı” olarak kullanılır, yani kitle Allah ile aldatılır. 

Kur’an andığımız bu iki hayatî donanımın kullanılmasını emrettiği halde, Türk halkı bunları kullanmıyor. 

Halkın büyük bir kısmı İslam’ın böyle bir talebi olduğunu dahî bilmiyor. Çünkü, Türk halkı, bu emirler Kur’an’da mevcûd olduğu halde, asırlardır Kur’an’dan uzak tutulmuş olduğu ve onu okuyup anlamaktan yoksun bırakıldığı için bunlardan bîhaber. 

Böyle olunca da, Türk halkının Kur’an ile TEK İLİŞKİSİ, o yüce Kitab’ın ARAP HARFLERİYLE TELAFFUZUNU başarıp bol bol ‘sevap’ kazanmak (!) haline dönüşmüş... 

Türk halkı, Allah ile aldatma tezgâhtarların ustalıkla işlettikleri bu ‘sevap' oyunuyla sinsice avutulurken, yaşadığı dinin Kur’an ile ilgisi de büyük ölçüde yok edilmiş. 

Dinde Kur’an’ın yerini ;

  • ARAP-EMEVÎ SALTANAT İDEOLOJİSİNİN KUTSALLAŞTIRILMIŞ SLOGANLARIYLA, 
  • İSLAM DIŞI ÖRFLERİN VE GELENEKLERİN UYDURMALARI almıştır. 

Bu durumda Kur’an’ın söyledikleri Türk halkının hayatına din olarak nasıl girsin ki…?

Türk halkı tıpkı birçok Müslüman halk gibi, ORTADOĞU DESPOTİZMLERİNİN ÇIKAR HESAPLARINA uygun olarak kutsallaştırılmış buyrukları din biliyor, onları din zannederek yaşıyor. 

Bu durumu çok iyi bilen aldatma sektörleri sürekli dini-imanı-kutsalları kullanarakyaklaşıyor Türk halkına ve onu daha ilk anda elsiz-dilsiz hale getirerek istediği şekilde ve istediği oranda aldatıp sömürüyor. 

Türk halkının en büyük zaafı, dinini uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de, uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır. 

Sadece Türk halkının değil bütün Müslümanların en büyük zaaflarından biri belki de birincisi işte budur. 

Müslümanların en büyük zaaflarından biri bu olmasaydı, Kur’an hiç “Allah ile aldatılmayın!” ihtarına gerek görür müydü?

Bugün bütün insanlık ve o arada bizim insanımız Allah ile aldatılmanın en zorlu devresini yaşıyor. 

Küresel ve organize aldatma sektörlerinin faaliyette olduğu bir süreçtir bu. 

Dinsiz zulümlere tepki adı altında din adına zulmetme sürecidir bu. 

Kutsal patentli bu zulüm, materyalist darbelerle yara-bere içinde kalmış kitlelerin yaraları üstüne “Allah” diyerek tekme vurmaktadır. 

Bu kitap, Müslüman Türk halkına, “ALLAH İLE NASIL SİNSİCE ALDATILDIĞINI” Kur’an verilerine dayanarak anlatmak isteyen KUR’AN MÜMİNİ BİR TÜRK AYDINININ mütevazı bir hizmeti

olarak kabul edilmelidir. 

Amacına varırsa yazarı mutlu olur. 


Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

Istanbul 2008

Yorumlar

Popüler Yayınlar