Keşke FG Atatürk’ü doğru anlayabilseydi
KEŞKE FETHULLAH GÜLEN ATATÜRK’Ü DOĞRU ANLAYABİLSEYDİ
Selâm!
“Fethullah Gülen Atatürk'ü Doğru Anlayabilseydi, 15 Temmuz Yine de Yaşanır mıydı?” başlıklı bir yazımı, 28.10.2021’dehttps://www.munferit.net/2021/10/fethullah-gulen-ataturku-dogru.html?m=1‘de yayınlamıştım.
Özet: Aşağıdaki “Fethullah Gülen Atatürk'ü Doğru Anlasaydı, 15 Temmuz 2016 Darbesi Yine de Gerçekleşir miydi?” başlıklı makalemde, Fethullah Gülen Atatürk ve onun reformlarını farklı (yani gerçek anlamda) anlasaydı, 15 Temmuz 2016 Türkiye darbe girişimi yine de gerçekleşir miydi diye sorguluyorum.
Burada, Gülen'in devleti ele geçirme konusundaki takıntısının/saplantısının, "Hizmet Cemaati"nin "FETÖ-Fethullahçı Terör Örgütü" olarak damgalanmasına ve küresel çapta kazanmış olduğu hayranlığı kaybetmesine yol açtığını belirtiyorum.
İşbu yazımı şimdi de aşağıda yayınlıyorum.
Umarım okursunuz ve hüsn-i istifade edersiniz.
Saygılarımla,
Abdullah Erdemli
Luzern - İsviçre
****************
Fethullah Gülen Atatürk'ü Doğru Anlayabilseydi, 15 Temmuz Yine de Yaşanır mıydı?
(www.munferit.net ‘deki ilk yayın tarihi : 28.10.2021)
Birkaç gün evvel, gazeteci Ahmet Dönmez’in “Cemaat içeriden adım adım 15 Temmuza nasıl sürüklendi” yazı dizisinin, “Hocaefendi Fethullah Gülen’e yenildi, hepimiz yenik sayıldık” başlıklı, 36. bölümü bağlamında, aşağıdaki şahsî yorumumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evvela Gazeteci Dönmez’i tebrik ediyorum.
İşini iyi yapan bir gazeteciden beklenebilecek neredeyse en güzel bir çalışmaya imza atıyor.
Gazetecinin bu yazı dizisi ve bilhassa dizinin yayınlanan son bölümü bağlamında, HOCAEFENDİ’yi de, FETHULLAH GÜLEN’i de sevenlere ve sayanlara müştereken birkaç sualim olacak :
Acaba Fethullah Gülen Hocaefendi ;
- Ta en başından beri, Atatürkü ve devrimlerini Kur’an ışığında anlamaya çalışsaydı, yani, onlarla barışık olsaydı, devleti ele geçirmeye azm-ü cezm-ü kasd eyler miydi?
- Atatürkün bize de, kendisine de belletildiği kadar kötü bir insan olmadığını, gerçek niyetinin İslamı yıkmak değil de, onu Kur’andaki gerçek ve doğru haliyle yaşatmak olduğu ihtimali üzerine kafa yorsaydı, yine de devleti ele geçirmeye yönelik o mahrem ve hususî faaliyetleri organize eder miydi, buna lüzum hisseder miydi?
- Atatürkün gerçek niyetinin ve hedefinin İslama ve Müslümanlara zarar vermek olup olmadığına dair kendisinden farklı düşünen başka İslam bilginleriyle, mesela Hüseyin Atay hocayla ve merhum Yaşar Nuri Öztürk hocayla istişarelerde bulunsaydı, 40 yılda “global bir iyilik hareketi” olabilecek seviyeye gelmesinde ilham kaynağı olduğu bu güzîde Hizmet Topluluğu, yine böyle hâk ile yeksân (yerle bir) edilir miydi?
Acaba, bizler, yani Türkiyenin mütedeyyin insanları ;
- Atatürk devrimleri üzerine kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin koruyucuları ve kollayıcılarıyla aramızdaki güven bunalımını aşabilseydik.
- Yani, bu devleti ve rejimini koruma ve kollama görevini üstlenmiş olanlar, devletin rejimine ve kurucu ilkelerine halel getirmeyeceğimiz, zarar vermiyeceğimiz konusunda bizlere, yani ülkenin mütedeyyin insanlarına güvenebilseydiler.
- O zaman yine de, devletin savunma, iç güvenlik, istihbarat, yargı, vesaire, vesaire bürokrasilerini, bizden ve bizim dindar gençlerimizden gözleri gibi sakınırlar mıydı, esirgerler miydi?
- Şimdi bu mübtezel ve ahlaksız siyasî islamcı yamyamlar, çakallar, sırtlanlar, an itibariyle, devleti ele geçirmiş veya ele geçirmek üzere imiş gibi gözüküyorlar.
- Peki, şimdi ne oldu, bundan sonra ne olacak yani?
- Bu mübtezel siyasî islamcı güruhun başları göğe mi erdi, veya bundan sonra başları göğe mi erecek?
- Başları göğe erse ne olacak?
Benim okumama göre, Fethullah Gülen Hocaefendinin 40 senelik bu devlet saplantısına değmezdi ve değmedi bütün bu başımıza gelen musibetler ve felaketler…😞
Halbuki, Rab bu güzîde Hizmet Topluluğuna, dünyanın 170 küsur ülkesinde yüzakı hizmetler yapma imkanını bahşetmişti.
Türkiyede ve dünyada, gözünün içine gıpta ile bakılan ve imrenilerek saygı duyulan GLOBAL BİR İYİLİK HAREKETİ olma yolunda ne güzel gayret ediyorduk.
Fethullah Gülen Hocaefendinin ve etrafına çöreklenen ufuksuz, vizyonsuz, kalibresiz, arkaik, anakronik, çapsız ve güdük ilahiyatçı mollaların devleti ele geçirme saplantıları yüzünden, kendi ülkemizde alnımıza o alçaltıcı “fetö” damgasını yedik ve insan içine çıkamaz hale düştük.
Dünyada da bizi gıptayla ve ilgiyle izleyenlerin bütün hayallerini ve hakkımızdaki hüsn-i zanlarını berbad ettik.
- Yazık oldu…😞
- Yazık ettiler bu güzîde Hizmet Topluluğuna…😞
- Bu hikaye böyle bitmemeliydi…😞
- Bu şiirin kafiyesi böyle konmamalıydı…😞
Halbuki Fethullah Gülen Hocaefendi, sadece şu linklerdeki
https://atam.gov.tr/wp-content/uploads/2024/03/Ataturkun-Soylev-ve-Demecleri-C1.pdf
https://atam.gov.tr/wp-content/uploads/2024/03/Ataturkun-Soylev-ve-Demecleri-C2.pdf
https://atam.gov.tr/wp-content/uploads/2024/03/Ataturkun-Soylev-ve-Demecleri-C3.pdf
“ATATÜRK’ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ” isimli 3 ciltlik çalışmaya veya benzeri çalışmalara bakmış olsaydı, Atatürk’ün öyle, kendi muhayyilesindeki gibi, din düşmanı bir insan olmadığını idrak edebilirdi ve şu ahir ömründe ne kendisini, ne de kendisine gönül verenleri böyle bir sû-i âkibete dûçâr etmezdi…😞
Amma, bu saatten sonra ne desek nafile…😞
Umarım bu yorumum, kendisini seven veya sevmeyen okuyucularca ukalâlık ve tereciye tere satmak şeklinde anlaşılmaz!
Bol selam ve sevgilerimle,
Abdullah Erdemli
İsviçre
Yorumlar
Yorum Gönder