Ambitions of imperialists & zionists
Emperyalizmin Türkiye’de yıkmak istediği iki miras
(Yaşar Nuri Öztürk’ün TBMM’de 23 Nisan 2006 tarihindeki olağanüstü toplantısında yaptığı konuşmadan bölümler)
Bugünlerde İran’a saldıran emperyalistlerin ve siyonistlerin bölgemize yönelik emelleri ve onların gönüllü piyonluğuna heveslenen Kürdlerin hayalperestliği, beni rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün 2006’daki bu tarihî tesbitlerini tekrar hatırlamaya sevketti. Hüsn-i istifadeniz ümîdiyle sizlerle de paylaşayım dedim!
Sevgi ve saygılarımla,
Abdullah Erdemli
Luzern - İsviçre
****************
Atatürk’e dinmez bir hınç ve kin duyan Batı, ÜLKEMİZDEKİ İRTİCÂÎ HAREKETLERİ, anti-emperyalist Atatürk Cumhuriyeti’ni kundaklama aracı olarak sürekli kullanmıştır ve kullanmaktadır.
İslam dünyasında, emperyalizme karşı mücadele ederek onu mağlup edip ona rağmen devlet kuran tek ülke Türkiye’dir. Tek kişi ise Mustafa Kemal Atatürk. Onun içindir ki emperyalizmin temsilcileri, uzantıları ve dahildeki hizmetçileri Atatürk’ü içlerine asla sindiremiyorlar, onu yıkmak ve yok etmek için dört koldan saldırıyorlar.
Atatürk devriminin sağladığı muhteşem gelişme, Batı’daki benzeri gelişmelerden daha fazla bir şeydir. Çünkü Batı’da böylesi bir gelişme, dinin insan hayatından tümden kovulmasıyla sağlanmıştır. Oysaki, bizde bu gelişme, dinin gerçeği ve ruhuyla kucaklaşan bir gelişmedir. Bu gerçek göz önünde tutulduğunda şunu söylemek bir vicdan borcu olur:
Türkiye Cumhuriyeti sadece bizim için değil, bütün İslam dünyası için bir tür ‘kutsal emanet’tir.
Demokrasi ve ilerleme adına İslam dünyasına bugün nelerin reva görüldüğüne bakarsak bu emanetin anlam ve önemini daha iyi kavrarız.
Bu emanetin anlamlarından biri de, bağımsızlık, demokrasi ve gelişmeyi, emperyalizmin boyunduruğuna girmeden sağlamış olmaktır.
Atatürk, emperyalizme karşı mücadelede İslam’ın ve Müslümanların istiklal, şahsiyet ve direnişini feda etmeden demokrasiyi ve ilerlemeyi sağlayabilen tek liderdir.
Emperyalist ruhunu ve emellerini, bugün, küreselleşme perdesi altında yaşatan Batı, işte bu yüzden, İslam dünyasında iki mirası kendisi için çok ciddi engel olarak görmekte ve bu iki mirasın tahribini siyaset ve stratejilerinin esası yapmaktadır:
1. Muhammedî miras yani İslam,
2. Mustafa Kemal mirası yani Atatürk cumhuriyeti.
Egemenliğimizin Kurtuluş Savaşı’nda ve bugün temel ve yıkılmaz direnç kaynağı olan bu iki miras çeşitli bahaneler, operasyonlar, müdahalelerle yozlaştırılarak etkisizleştirilmek istenmektedir.
Türkiye bu iki mirasın en dirayetli coğrafyası olduğu içindir ki, BOP ve benzeri sömürü ve istila projelerinin öncelik ve ivedilikle hedefe yerleştirdikleri ülke olmuştur.
Türkiye, sadece anavatanı olduğu Atatürk mirasına yönelik tahribin değil, İslam mirasına yönelik tahribin de temel hedefidir. 11 Eylül sonrasının din ve özellikle İslam ekseninde seyreden siyasetlerinden en büyük ıstırap payını Türkiye almaktadır. Gelişmeler iyi niyetle değerlendirilseydi bunun tamamen tersi olacaktı. Ama olamamıştır.
İslam mirasını çökertmek için Hz. Muhammed’in devrinin bittiğine ilişkin kampanyalar açıldı. İki strateji belirlendi:
1. Hz. Muhammed’e hakaret,
2. İsa’yı tek kurtarıcı olarak geri getirmek.
Birinci strateji, Müslüman düşmanı batılılara çizdirilen karikatür hakaretleriyleyürütülürken ikinci strateji, Türkiye’deki DİNCİ CEMAATLERİN ÎSA MEDHİYYELERİYLE (övgüleriyle) kotarıldı.
BOP Projesi’ne bir peygamber lazımdı, o, ‘YENİDEN GELECEK ÎSÂ’ olarak belirlendi. Bir kitap lazımdı, o da, ‘İNCİLLEŞTİRİLMİŞ KUR’AN’ olacaktı.
İslam mirasının tahribi sadedinde ‘DİNLERARASI DİYALOG, karma namaz, Kalvenist ve Protestan İslam’ denemelerinden sonra KUR’AN’IN İNCİLLEŞTİRİLMESİ süreci açıldı.
Atatürk mirasına yönelen şer, tahribatını ÜÇ HAKARET İLE öne çıkarmaktadır:
1. Kişiden söz ettiğinde ATATÜRK’E HAKARET,
2. İlkeden söz ettiğinde LAİKLİĞE HAKARET,
3. Kurumdan söz ettiğinde TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NE HAKARET.
Türkiye’yi ve Türk devletinin egemenliğini tahrip siyasetlerinin saldırı hedeflerinde DAİMA BU 3 HEDEF VARDIR.
Milletimizin, bu zalim saldırıyla ilgili hâkim kanaati ŞUDUR:
Batılı emperyalistler Atatürk mirasını bir direnç gücü olmaktan çıkarıp Anadolu’da 1071 Malazgirt Savaşı’ndan beri sürdürülen kavgayı tamamlamak istiyorlar.
Bu kavganın Batı lehine tamamlanmasını Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda engelleyen ise Atatürk’tür.
O yüzden egemenliğimizi tacize yönelik bütün sataşmaların ilk hücum hedefi ATATÜRK olmaktadır.
Batı, bir kin ve inat uğruna akıl almaz çelişkilerin girdabına düşmektedir. Bir yandan Türkiye’de ‘İslamofaşist bir gelişmenin Atatürk rejimini yıkmak istediğini söylemekte, öte yandan Huntington kuramları ve Avrupa Parlamentosu raporlarıyla bize ‘ATATÜRK’ten vazgeçin’ diye dayatma yapmaktadır.
Batı, özellikle ABD, eğer Türkiye’de İslamofaşizme doğru bir gidiş olduğuna inanıyor ve bundan gerçekten ürküntü duyuyorsa BOP meyanındaki ‘ILIMLI İSLAM’ projesinden vazgeçip hem Türkiye’nin hem de kendisinin hayrına olacak yeni bir projeyi öne çıkarmalıdır.
Fakat böyle bir proje, Batı tarafından üretilemez.
Böyle bir projeyi, SADECE, İslam mirasını ve Atatürk’ü aynı yetkinlikte bilen ve bu iki mirastan insanlık, Ortadoğu ve Türkiye için işe yarar reçeteler çıkaracak birikim ve dirayete sahip olan Türk aydınları ve siyasetçileri hazırlayabilir.
Kaynak ;
Yorumlar
Yorum Gönder