20 Ocak 2025

Kur’an Penceresinden Kurtuluş Savaşı / Turkish War of Independence as per Qur'an / حرب الاستقلال التركية وفقا للقرآن

 KİTAP TANITIMI :

A BOOK INTRODUCTION :

تقديم الكتاب :


Kur’an Penceresinden KURTULUŞ SAVAŞI’na Bir Bakış 


A Look at the TURKISH WAR OF INDEPENDENCE through the Window of the Qur'an


نظرة على حرب الاستقلال التركي من خلال نافذة القرآن


Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk 


You can read translations of this introductory article in various other languages by clicking on the "Translate" button in the lower right corner of my blog.

يمكنكم قراءة ترجمات هذا المقال التقديمي بمختلف اللغات الأخرى بالضغط على زر "ترجمة" في الزاوية اليمنى السفلية من هذه المدونة.

Kur’an+Penceresinden+Kurtuluş+Savaşı’na+Bir+Bakış.jpeg

“Zalimlerden başkasına

düşmanlık yapılmayacaktır.” 

Bakara Suresi, 193


“Bu milletin şimdiye kadar Arapların ve Acemlerin din maskeli iğfalleriyle aldatılmış olduğunu ispat etmek isteyen bir adamım." 

Mustafa Kemal Atatürk


“Bu memleketin en son tepesine çıkacağız. Ve orada taş taş üstünde kalmayıncaya kadar uğraşacağız ve en son orada öleceğiz. Ancak ondan sonradır ki,düşmanlar bu memlekete sahip olabilirler." 

Mustafa Kemal Atatürk


"Milli Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları, milli hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar gelen gelişmelerinde kendi fikir ve ruhlarının kavrama sınırları bittikçe bana direnmişler ve muhalefete geçmişlerdir. Ben, milletin vicdanında sezdiğim büyük ilerleme kabiliyetini bir milli sır gibi vicdanımda taşıyarak, peyderpey bütün içtimai heyetimize tatbik ettirmek mecburiyetinde idim.” Mustafa Kemal Atatürk


“Avrupalıların namusuna güvenemeyiz!” 

Mustafa Kemal Atatürk


“Kuvayi Milliye’nin dinsiz olduğu yolunda propaganda İstiklal Harbi’ni tehdit eden en zehirli ve alçak propaganda idi.” 

Kazım Karabekir


“Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz, gerçek ideali dinmiş gibi davranacak çıkarcı bir grubu idareci olarak takdim etmeye çalışacağız.”

Istanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri’nin Baş tercümanı Ryan


Önsöz

Elinizdeki kitap, hayatımın en büyük eserlerinden biri olan “Kurtuluş Savaşı’nın Kur’ani Boyutları” adlı üç ciltlik çalışmamın kısa bir özetidir. 


Anılan çalışmadan bu eserde “Ana Eser” diye söz edilecektir. Ana Eser’i okumakta zorlanacak veya sabırsızlanacak olanlara yardımcı olmak için böyle bir özeti yayınlamayı zorunlu gördük. 


Eserde, sık sık kullanılan ve bir kısmı, Türk literatüründe ilk kez tarafımızdan telaffuz edilen bazı tabirleri burada vermeliyim :

  • Allah ile aldatan, 
  • saltanat dincisi, 
  • siyaset dincisi, 
  • Emevi dincisi, 
  • Emevici Arapçı, 
  • emperyalizmle işbirlikçi, 
  • dini anlatmak yerine dayatan, 
  • Ilımlı İslamcı, 
  • BOP’cu, 
  • Maun Suresi mücrimi, 
  • Deniz Fenercisi, 
  • Kurtuluş Savaşı’na hıyanet eden, 
  • din istismarcısı…

Bu tabirlerin tümü eşanlamlıdır ; aynı ekipleri, aynı zihniyetleri tanıtır.


  • Sahte Atatürkçü,
  • Atatürk dalkavuğu,
  • Atatürk’ü joker olarak kullanan, 
  • Atatürk istismarcısı,
  • Atatürk ile aldatan,
  • Atatürk’ü anlatmak yerine dayatan…

Bu tabirlerin tümü de eşanlamlıdır ; aynı ekipleri, aynı zihniyetleri tanıtır.


Bu tabirlerin büyük kısmı, Kurtuluş Savaşı’nın kanla yazılmış lügati içinde yer aldığı için, bir kısmı da Türk basınında herkes tarafından kullanıldığı için, biz de bunları gerektiği yerlerde kullanacağız. 


Önsözü bu kadarla kesiyor, “Üstü Örtülü Gerçeklerin” önemli bir kısmını daha deşifre etme gücünü bana verdiği için Cenabı Hakk’a şükürler ediyorum.


GERÇEĞİ ARAYANLARA

Ve Bulduğunda Mutlu Olanlara

SELAM OLSUN!

Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK

İstanbul, 2012


80 Yıldır Sorulmayan Soru :

Cumhuriyet dönemi aydınları ve ona bağlı olarak da siyasetçileri, çok ciddi ve hayati tartışmalara sebep teşkil eden bir konu olmasına rağmen, şu soruyu mert ve yürekli insanlara yakışır biçimde hiç sormadılarhala da sormuyorlar. 


Bu soruyu önce aydınların, sonra da siyasetçilerin cesaret ve ciddiyetle sorması gerektiğini yıllardır dile getirmekteyiz.


80 yıldır sorulmayan hayati soru şudur : 

  • Özgün ve esas yapıları itibarıyla, İslam ile Mustafa Kemal mirası veya Cumhuriyet mirası arasında bir çelişme, bir didişme, bir zıtlaşma, bir kavga var mıdır?
  • Yani işin esası bakımından ve bu iki mirasın varlık yapıları itibarıyla bir zıtlık söz konusu mudur?

Bir defa, fikir olarak bunun sorulması ve cevabının verilmesi lazım. Cumhuriyet dönemi aydınları bu sorunun cevabını hala vermediler. Cevabını vermek yerine, günü gün etmek için, meseleyi hasır’ın altına süpürdüler ve yan gelip yattılar. 


Sebep ;

  • bir kısmının imansızlığı, 
  • bir kısmının cehaleti, 
  • bir kısmının kendine güvensizliği, 
  • bir kısmının da istismara müsait bir ortamın devamını istemesidir. 

Bu sorunun cevabının verilmemesi yüzünden, bu ülkeye kötülük etmek isteyen birilerinin yapay olarak yarattığı bir kavga, maalesef devam ediyor.  Çok sert biçimde sürüp giden bir kavgadır bu. 


Bu kavga, bugün, Türkiye üzerinde hesabı olanların kendileri açısından da ciddi çıkarlar sağlayacağı bilindiği için, ARTIK YURTDIŞINDAN KOTARILIYOR.


Hepimizin bir vicdan borcu olarak şunu bilmesi gerekir :


Atatürk’ün dinle münasebeti Türk aydınları tarafından yıllar ve yıllarca SADECE İRTİCÂÎ HAREKETLER açısından irdelendi, gündem yapıldı. Oysaki işin bir başka yönü daha vardı ve belki de bu yönün irdelenmesi ülkemizin geleceği açısından çok daha önemli ve gerekliydi.


O yön, Atatürk’ün yaptığı işlerin ve verdiği mücadelenin GERÇEK DİN’DEN VE GERÇEK DİN BİLGİNLERİNDEN gördüğü destekti. Atatürk ve din ilişkisi, işte bu açıdan gereğince ele alınmadı. 


Dinci yobaz çevreleri ve eyyamcı Atatürkçüleri memnun etmek için “Sarıklı Mücahitler”, “Kurtuluş Savaşı’nda Din Adamları”, vesaire türünden DİPSİZ, BAŞSIZ, FELSEFÎ TEMELDEN YOKSUN, İSLAM’IN ÖZÜNDEN HABERSİZ birtakım kitaplar yazılmadı değil. Lâkin, niyetleri ne olursa olsun, bu yazılmış olan kitapların hiç birinde CUMHURİYET VE İSLAM’IN ORTAK PAYDASINA ilişkin, altı çizilecek, işe yarar bir tespit görülemez. Tümü hamaset, siyaset ve idare-i kelamdan ibarettir.


Atatürk’e karşı olan ve sözümona Müslüman geçinen DİNCİ çevrelerle, HAÇLI EMPERYALİSTLER bu yanlıştan son derece memnundurlar. Ve bu memnuniyetlerini de stratejilerinde değerlendirerek, Türkiye’ye ve Müslümanlara büyük oyunlar oynadılar ve oynuyorlar. 


Atatürk, kendisini hiç sevmeyen DİNCİLERİN ve kendisini istismar eden DİNSİZLERİN söylediklerinin TAM AKSİNİ yapmıştır.


GÂZÎ MUSTAFA KEMÂL, din meselesinde asla kaçak güreşmemiş, kıvırmamış, işin içine girmiş ve ilk günden son güne kadar da, YAPTIĞI BÜTÜN DEVRİMLERİN DİN’İN TALEPLERİ OLDUĞUNU EN GÜR SESİYLE HAYKIRMIŞ VE SAVUNMUŞTUR.


Yani Atatürk, kendisini istismar ederek ‘rozet’ çığırtkanlığı yapan ATATÜRKÇÜ SAHTEKÂRLARIN aksine, din meselesinde DİNCİ YOBAZLIĞIN karşısında ve DİNDARLARIN yanında taraf olmuştur. Biz bunu bütün ayrıntılarıyla ve tüm alanlarda dünyanın önünde ispata hazırız.


 Korkmaya, kaçınmaya, tedirginliğe gerek yoktur.

  • KUR’AN ORTADA. 
  • CUMHURİYET TARİHİ DE ORTADA. 
  • BİZ DE BURADAYIZ.

Kurtuluş Savaşı günlerinin ALNI SECDELİ DİNDAR MÜSLÜMANLARI Mustafa Kemal’i “İSLAM’IN HALASKÂR GÂZÎ’Sİ” diye anıyorlardı. 

ABE. 15/52*


Zaman tünelinin burasında biz de aynı kanaatteyiz. 


Peki, Atatürk devrimlerinin savunuculuğu rolüne soyun SAHTEKÂRLAR böylesine önemli bir gerçeği nasıl görmediler veya göremediler?


Görmediler değil, GÖRMEK İSTEMEDİLER. 


Çünkü hemen hepsinin, sadece hurafeci Arap Emevi İslam’ından değil, İSLAM’IN GERÇEĞİNDEN DE RAHATSIZLIKLARI vardı. Onların benliklerine yerleşmiş olan “İSLAM’DAN NEFRET VİRÜSÜ” daha doğrusu “RUHSAL OLANDAN NEFRET VİRÜSÜ”, Allah’ın bir takdiri olarak, sonunda ONLARIN BAŞINA EN BÜYÜK BELAYI AÇTI ve ONLARI DİNCİ YOBAZLIĞIN, HEM DE EN REZİLCESİNİN, ALTINDA EZDİRDİ. 


İnancımız odur ki, BU YANLIŞ YAPILMASAYDI, Atatürk mirası, bütün Müslümanlar için “KURTULUŞ REÇETESİ” sayılabilecek bir “KURTULUŞ TEOLOJİSİ oluşturabilecekti. 

“Kurtuluş Teolojisi” tabiri,

eski Marksist yeni KUR’AN MÜMİNİ Fransız düşünürü Roger Garaudy’e aittir. 


Gereken yapılmadığı için, bu Kurtuluş Teolojisi’nin yerine İslam’ın ve Müslümanların düşmanlarınca bir “FESAT TEOLOJİSİ” oluşturuldu. 

Şimdi bu “fesat teolojisi”, bütün köşe başlarını tutmuştur ve HAÇLI EMPERYALİSTLERLE İŞBİRLİĞİ halinde, Türk milletinin can damarlarını birer birer koparmaktadır.


Merhum Alpaslan Işıklı’nın şu tespiti, üzerinde olduğumuz konuda gerçeğin tam ifadesidir :


“Atatürk, Kurtuluş Teolojisi’nin öncülüğünü, Kuvayi Milliye ile İslamiyet arasında kurmayı başardığı köprü üzerinde, bu asrın başında gerçekleştirmiştir.” 

(Işıklı, Sosyalizm, Kemalizm ve Din, 188)


Köprü kuruldu ama köprünün üstünden geçmesi gerekenler geçmedi ve köprü muattal kala kala çürüyüp çöktü. 


Çünkü Türk aydını ve Türk siyaseti, ATATÜRK VE İSLAM KONUSUNDA ÖLÜMCÜL BİR HATA yaptı : 


Gerçeği ortaya koyarak yiğitçe ve açık yüreklilikle tartışmak yerine, siyasal manevralarla günü kurtarmayı yeğledi. Bir de, DİNDARLARI AHMAK YERİNE KOYDU ;

“Ne yani…? Bu sümüklü heriflere hesap mı vereceğiz? Otursunlar oturdukları yerde!” kafasıyla “ÂLEMİ KÖR, DÜNYAYI SERSEM SANDILAR”. 


Ve müstahaklarını da buldular. Onlar müstahaklarını buldu ama günahsız ve aldatılmış kitleler, hiç haketmedikleri halde, çok kahır çektiler ve çekmeye devam ediyorlar.


*ABE.: Atatürk’ün Bütün Eserleri


Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK

İlahiyatçı, Hukukçu, Siyasetçi. 

Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği {20. Yüzyılın En Önemli Kişileri - The Most Important People of 20th. Century} anketinin {En Önemli Bilim Adamları ve Islahatçılar - The Most Important Scientists and Healers} listesinde, dünya kamu oyunca belirlenmiş yüz ismin ilk onu arasında yer alan Yaşar Nuri Öztürk,1951 yılında Trabzon’da doğdu. İlk Arapça, Farsça eğitimini, aynı zamanda en büyük hocası olan babasından aldı. Lisans eğitimini hukuk ve ilahiyatta, master ve doktora eğitimini İslam felsefesi dalında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptıktan sonra üniversiteye intisap etti. Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görev yaptı. ABD New York’ta The Theological Seminary of Barrytown’da bir süre misafir profesör olarak ‘İslam Düşüncesi’ dersleri okuttu. Türkiye, ABD, Rusya, Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar’da İslam düşüncesi, insan ve insan hakları konularında birçok konferans verdi. Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi’ni yapan bilim adamı olarak da anılır. 1993 -2011 yılları arasında üç yüzü aşkın baskı yapan bu çeviri, ‘Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı sayılmaktadır. Türkçe, Almanca, İngilizce ve Farsça basılan eserlerinin sayısı elliyi aşkındır. Öztürk’ün düşünce dünyası, değişik üniversitelerde yapılan Türkçe, Almanca, İngilizce, Fransızca tezlerle incelendi.


Kaynak/Source/ألمصدر

https://hikayelerdirgeriyekalan.blogspot.com/2014/07/kuran-penceresinden-kurtulus-savasna.html?m=1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder