07 Ocak 2025

Hizmet, hizmetkârlar, siyasi islamcı hırsızlar ve ATATÜRK

ATATÜRK, Hizmet Hareketi, hizmetkârlar ve siyasi islamcı yolsuzlar + hırsızlar üzerine ilâve mülâhazalarım…

My further considerations about ATATURK, the Hizmet Movement, the Hizmet-affiliated people and the corrupt political Islamist robbers…

مزيد من أفكاري حول أتاتورك، وحركة الخدمة، والأشخاص التابعين لحركة الخدمة، واللصوص الإسلاميين السياسيين الفاسدين...

Herkese Selam…

Öncelikle belirtmeliyim ki, bir süreden beri, bu bloğumda yazdıklarımla ve yazacaklarımla, paylaştıklarımla ve paylaşacaklarımla, hiç kimseye hiçbir şeyi dayatmak ve isbatlamak gibi bir niyyetim ASLA yoktur. 

Sade ve sıradan bir Müslüman olarak, aklımın erdiğince, kafamın bastığınca, dilimin döndüğünce ve kalemimin yazdığınca, eşi-dostu aydınlatma görevimi yapmaya çalışıyorum. 

O kadar…


Yaşar Nuri Öztürk hocanın, paylaştığım şu linkteki ( https://youtu.be/R1Ew6JlDQjw?si=5zcQtnzsVzpiZykg ) kısa sohbetinde anlattıklarına can-u gönülden katılıyorum ve sizin de işbu kısa sohbette, onun Atatürk’e dair belirttiği inkârı imkansız (undeniable - غير قابل إنكار) hakikatları farketme ve öğrenme niyyetiyle, dinlemenizi, bir din kardeşiniz olarak, istirham ediyorum. 


Yaşar Nuri Öztürk hoca diyor ki ;


“Atatürkü sömüren, onun arkasına gizlenip onsenelerce din düşmanlığı yapan, DİNİN TÜMÜNDEN hiç hazzetmeyen bilumûm Atatürkçü, Kemalist, laikçi, vesaire geçinen sahtekârlar, SEYYİD BEY ve emsalinin görevlerini engelleyerek BİTİRTTİKLERİ için, işte bugün dipleri oyuluyor…!”


Soru :

- ⁠Kimlerin DİPLERİ OYULUYOR…?

- ⁠Kimler tarafından OYULUYOR…?

- ⁠Neticede olan kime ve nereye oluyor…?

Cevap :

- ⁠Atatürkü sömüren, onun arkasına gizlenip onsenelerce din düşmanlığı yapan, DİNİN TAMAMINDAN hiç hazzetmeyen bilumûm Atatürkçü, Kemalist, laikçi, vesaire geçinen sahtekârların DİPLERİ oyuluyor…

- ⁠Azîz Atatürk’e onsenelerdir hayasızca “deccal, mülhid, dinsiz, din düşmanı, vesaire…” diye çemkiren, DİNİN GERÇEĞİNDEN (KUR’AN’DAKİ İSLAM’DAN) hiç hazzetmeyen bilumûm dinci sahtekârlar, uyduruk muaviye dininin adî propagandistleri, uçan kaçan tarikatçı sahtekâr takımı, siyasi islamcı ARSIZ, HIRSIZ, YOLSUZ ÇAKALLAR tarafından OYULUYOR…

- ⁠Olan ise memleketimize ve işbu her iki kesimdeki GUDUBETLER tarafından KUR’AN’DAKİ İSLAMI öğrenmesi engellenen milletimize OLUYOR…

- ⁠Memleketin, bu iki gudubet ekip marifetiyle, tam 100 senesi heba edildi, çarçur edildi..😞

- ⁠Bunların alayını ALLAH ISLAH EYLESİN… 

- ⁠Âmîn…🤲🙏🤲


Her konuda olduğu gibi, din, tarih ve benzeri konularda da, ALLAH’IN BİZLERE BAHŞETTİĞİ AKIL NİMETİNİ KULLANMAMIZ GEREKİYOR. Zira, Allah “aklını kullanmayanların üzerine PİSLİK YAĞDIRACAĞINI” söylüyor, Kur’an, Yunus 100’de…


Lâkin ve maalesef, Müslümanlar, dinlerini ve tarihlerini öğrenmek te dahil, hiçbir işlerinde RABBİN KENDİLERİNE BAHŞETTİĞİ AKIL GİBİ BİR NİMETİ KULLANMADIKLARI İÇİN, SADECE BURUNLARI DEĞİL, BÜTÜN VÜCUDLARI PİSLİKTEN KURTULMUYOR, SİTTÎN SENEDİR... 


- Neden bilmediğimiz gerçekleri öğrenmek gereği duymuyoruz ki?

- Bunun için ; EVVELA DÜRÜST OLMALIYIZ. 

- ⁠ÖĞRENMEYE AÇIK OLMALIYIZ. 

- ⁠ÖĞRENMEYİ SAMİMİ OLARAK İSTEMELİYİZ. 

- ⁠ABUK SABUK KİŞİLERDEN EDİNDİĞİMİZ ABUK SABUK EZBERLERİMİZİ BOZMAYA HAZIR VE İSTEKLİ OLMALIYIZ. 

- ⁠HAKPEREST OLMALIYIZ. 

- ⁠BUNUN İÇİN de EVVELA “HAKPERESTLİK NEDİR? NASIL HAKPEREST OLUNUR? ÖĞRENMELİYİZ. 

- ⁠BİLDİĞİMİZİ ZANNETTİĞİMİZ İSLAM’IN “KUR’AN’DAKİ İSLAM” OLMADIĞINI, MEL’ÛN OĞLU MEL’UN EMEVİLERİN UYDURUK İSLAM’I OLDUĞUNU FARKETMELİYİZ. 

- ⁠BİZLERE BU ABUK SABUK VE UYDURUK DİN’İ ÖĞRETENLERİN MEL’ÛN EMEVİLERİN UYDURDUĞU VE YOZLAŞTIRDIĞI BİR UCÛBENİN SADECE VE SADECE ADÎ VE SIRADAN PROPAGANDİSTLERİ OLDUĞUNU FARKETMELİYİZ. 

- ⁠UYDURUK MUAVİYE DİNİNİ BIRAKIP, KUR’AN’DAKİ İNDİRİLMİŞ DİNİ ÖĞRENMEK GEREĞİ DUYMALIYIZ. 

- ⁠Yan gelip yatarak, abuk sabuk kişileri adam zannederek, adam yerine koyarak DİN-MİN / TARİH-MARİH öğrenemeyiz. 

- ⁠Mel’ûn oğlu mel’ûn Muaviye’ye “Hazret, Sahabî, Radıyallahü anh, vahiy katibi, vesaire diyen YOBAZ tiplerden DİN-MİN öğrenilmez. 

- ⁠Bu tiplerden öğrenilse öğrenilse UYDURULMUŞ DİN ve UYDURULMUŞ TARİH öğrenilir, İNDİRİLMİŞ DİN ve DOĞRU TARİH değil…


Bilhassa dinimizi öğrenmek gibi bir niyyetimiz var ise -ki mutlaka olmalıdır- doğrusunu öğrenmeliyiz, uydurulmuşunu değil…

***********************

Aşağıda yazacaklarımın muhatapları, evvel-i emirde, HİZMETKÂR KARDEŞLERİMDİR…


Bizler ve bizler gibi  daha nice Hizmetkâr kardeşlerimiz asla fetö olmadık ve değiliz hamd olsun. Lakin, nice zamandır hep üstüne basarak, altını da fosforlu kırmızı kalemle çizerek ve TARİHE NOT DÜŞERCESİNE ifade ettiğim gibi, ortada İNKÂRI İMKANSIZ BİR GERÇEK VAR. 


En başta Fethullah Gülen olmak üzere, onun etrafına çöreklenen o ÇAPSIZ, UFUKSUZ, VİZYONSUZ, GÜDÜK MOLLA İLÂHİYYATÇI TAKIMI “KUR’AN’DAKİ İSLAM’ı adam gibi doğru dürüst bilmiyorlar, bu yüzden de dünyayı adam gibi doğru dürüst okuyamadılar”. Bu yüzden de bu güzîde Hizmet Topluluğunun, toptan o alçaltıcı fetö nitelemesine maruz bırakılmasına sebeb oldular. 


Şunu medenîce itiraf etmek mecbûriyyetindeyiz sevgili kardeşlerim :


Sizler, bizler ve daha onbinlerce, yüzbinlerce Hizmetkâr kardeşlerimiz fetö değiliz, fetö değiller. Lâkin, bu güzîde topluluk içinde fetö isnadını hılafsız, garazsız HAK EDEN AZ SAYIDA DA OLSA MÜCRİM VAR. 

Ve, bizler işte o mücrimlerle aynı topluluğun mensubları olduğumuz için, onlarla beraber aynı kefeye konulduk, aynı damgayı yedik. 


Bizlere, hiç “ince eleyip sık dokuma” gereği duymadan topyekûn terörist muamelesi çeken devletimize bu ayıp YETER DE ARTAR… 

Devletimizin bu zalim ve gaddar cezalandırmalarının sahipleri, azmettiricileri karar vericileri ve uygulayıcıları, HİÇ ŞÜBHESİZ, bunun hesabını Rabbe verecekler…


Fethullah Gülen’in ve etrafındaki o molla takımının bütün bildikleri, anlattıkları ; MEL’ÛN OĞLU MEL’UN MUAVİYENİN VE ONUN MEL’ÛN SOYU OLAN ÜMEYYEOĞULLARININ UYDURDUĞU YAMULTULMUŞ BİR UCÛBE DİNDİR ve bunlar da bu  uyduruk emevî dininin SADECE VE SADECE SIRADAN VE BASMAKALIP BİRER PROPAĞANDİSTLERİDİR…

O kadar……….!


Said-i Kürdî’nin de, benzeri zatların da durumları aynen budur. Said-i Kürdî, Fethullah Gülen, soytarı Cübbeli Ahmed, ırz düşmanı Ali Kalkancı, reis denen mel’ ûnun ve ayak takımının bütün arsızlıklarına, hırsızlıklarına, yolsuzluklarına, uyduruk muaviye dininden “ŞERİAT’A MUVAFIKTIR” FETVALARI üreten Hayreddin Karaman ve daha sayabileceğimiz onlarca, yüzlerce yobaz tiplerin tamamı, bilâ istisna AYNI UYDURUK EMEVÎ DİNİ’nin sıradan ve basmakalıp PROPAĞANDİSTLERİDİRLER. Aralarında, İslam bilgisi, İslam algısı bağlamında HİÇBİR FARK YOKTUR. Kimisi, cübbeli, kimisi şalvarlı, kimisi sarıklı, kimisi takkeli, kimisi taylasanlı, kimisi bastonlu, kimisi prof. müsveddesi… O kadar… 

Alın herbirini, vurun herbirine…


Bu tiplerin TÜMÜ sapına kadar UYDURUK MUAVİYE DİNİNİN MENSÛBUDURLAR. TÜMÜ MEL’ÛN OĞLU MEL’ÛN MUAVİYE’ye “radıyellahü anh diyen, hazret diyen, sahabî diyen, Hz. Peygamberin vahiy katibi” diyen tiplerdir… Bunların HİÇBİRİNİN “KUR’AN’DAKİ İSLAM” İLE HİÇBİR ALÂKALARI YOKTUR. 


Hatta bu tiplerden bazıları “şimdi de KUR’AN İSLAMI diye bir SAPIKLIK ÇIKTI!” derler aynı zamanda. Bunların alayı “İNDİRİLMİŞ İSLAM ve UYDURULMUŞ İSLAM” farkından BÎ-HABERDİRLER. Dolayısıyla bunlardan din/min öğrenilmez. Zaten hiçbirimiz öğrenemedik te…


İşte bilgisi, çapı, vizyonu bu kadar olan Fethullah Gülen ve etrafındaki molla tipler, bu güzîde Hizmet Topluluğunu, onlarca sene peşlerinde koşturdular. Yüzbinlerce iyiniyetli vatan evladını, ADETA BİR MİRASYEDİ KUMARBAZ HOVARDALIĞI İLE, Türk devleti ile oynamaya kalkıştıkları o pis kumarda, GÖZLERİNİ DAHÎ KIRPMADAN, BOZUK PARA GİBİ HARCAMAKTA HİÇ TEREDDÜD ETMEDİLER. Kişisel ihtirasları için, bu Hizmet topluluğunu KURDA KUŞA YEM ETMEKTEN, ATEŞE ATMAKTAN HİÇ ÇEKİNMEDİLER. 


Amiyâne tabirle ; otobüsü TAAMMÜDEN (kasden ve bilerek) kayalara çarptırdılar. Bununla da yetinmediler. Son dönemeçte de, bu kişisel ihtiraslarını, HAÇLI EMPERYALİST ABD’nin memleketimize ve bölgemize yönelik EMPERYAL HESAPLARI VE PROJELERİ İLE TAAMMÜDEN (kasden ve bilerek) TEVHÎD ETTİLER (harmanlayıp birleştirdiler) ve böylece UÇURUMA YUVARLADILAR…

*******************

Burada, Atatürk’ün Biz Türk Gençliğine Hitabesindeki şu ifadeleri dikkat nazarlarınıza sunuyorum ki, benim DİN VE TARİH OKUMALARIMA GÖRE, bu ifadeler, aynen Fethullah Gülen’e ve etrafındaki molla tiplere karşı bizleri uyarıyor. 


Şöyle diyor Azîz Atatürk :


“………… İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî BEDHÂHLARIN olacaktır…. İstiklâl ve Cumhûriyyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahîm olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyânet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhîd edebilirler (harmanlayıp birleştirebilirler……..”

********************

Yine tam da bu noktada, Hizmetkâr kardeşlerimin şu basit “akıl ve mantık yürütmenin” gereğini dahî duymamalarına çok şaşırdığımı da belirtmeden geçemeyeceğim ;


Bilirsiniz, harbe giren bir ordunun askerleri, kumandanlarının emirlerine HARFİYYEN VE İTİRAZSIZ olarak itaat etmek mecbûriyyetindedirler. Kumandan ne emir verirse o yapılır. “Öl!” denirse ölünür! 

Zira harbde, ölenler şehîd, sağ kalanlar gazî addolunurlar. 

Kumandanlardan da, verdikleri emirler askerlik mesleğinin îcabâtına muğayir olmadıkça, hesap sorulmaz. Hesap sorulması gerekiyorsa da, bu hesabı asker-ler değil, genelkurmay sorar. 

Hizmet Hareketi bir ordu değildi. 

Başta Fethullah Gülen olmak üzere, etrafındaki molla aGabeyler ordu kumandanı olmadıkları gibi, biz hizmetkârlar da onların askerleri değildik. 

Amma ve lâkin, Fethullah Gülen ve etrafındaki din cahili mollalar Türk devletiyle  pis bir kumar oynadılar. Bu kumarda kaybettikleri gibi, bizleri de bozuk para gibi harcadılar. 


İmdi biz hizmetkârlar, onların bu pis kumarında, sanki harbe giren bir ordunun neferleri imişiz gibi, mağdûr edildik, telef edildik. 

15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasında ölen asker+polis+sivil 250 küsur vatan evladına ilâveten, sonraki CADI AVI sürecinde, onlarca değil yüzlerce hizmetkâr kardeşimiz orada burada, sorgu/işkence odalarında, hapishanelerde, denizde, nehirde öldüler, öldürüldüler, boğuldular…

Onbinlerce değil, yüzbinlerce hizmetkâr işlerinden kovuldu, itildi, kakıldı, bütün özlük haklarından mahrum edildi. 

Onbinlercesi can havliyle ve kelle koltukta memleket haricine hicret ederek, gidebildikleri ülkelere iltica ettiler, iltica ettik…

Peki, neden hiçbir hizmetkâr bütün bu mağdûriyyetlerin müsebbibleri olan Fethullah Gülen’e ve etrafındaki çapsız, ufuksuz, vizyonsuz, uyduruk muaviye dininin propagandistleri olan o aGabey kılıklı mollalara, mahrem imamlara, mahrem vazîfelilere bunların hesabını sormadı, sorma gereği duymadı?


Biz vatan müdafaası uğruna harbe mi girdik te bunlar bize kumandanlık yaptılar?

O yüzden mi hiçbir hizmetkâr hesap sormadı…?

Yoksa “Bu yolun kaderi budur!” safsatasına mı inandınız ve halâ inanıyorsunuz da, hiç hesap sorma gereği duymuyorsunuz bre hizmetkârlar…!?!

İşin doğrusu, hizmetkârkardaki bu akıl tutulmasını hiç anlamış değilim!


Halbuki, inandığımız Rabbimiz Kur’an’da bize, hem de DEFALARCA “AKLINIZI KULLANIN, AKLINIZI İŞLETİN, AKLEDİN, DÜŞÜNÜN, AKLINI KULLANMAYANLAR ÜZERİNE PİSLİK YAĞDIRIRIM…” diyor.  


Bu ne AYMAZLIKTIR, ne UYANMAZLIKTIR…?!?

*******************

Şimdi de, benim gözümde dürüst ve hakperest bir gazeteci olan, Ahmet Dönmez’in şu linkteki ( https://youtu.be/Kd7ZnXXQW58?si=yk_rM5hc10mTbPTE ) konuşması bağlamında, aynı uyduruk muaviye dininin mensupları olan siyasî islamcı arsız, hırsız, yolsuz takımına eğilelim. 


Ben şahsen 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk dosyalarının doğru olduğundan, ismimin Abdullah olduğu kadar, hatta daha da fazla EMÎNİM. 

Başta reis, efrad-ı ailesi, bakanları, bürokratları, vesairesi olmak üzere, bu şerrefsiz, arsız, hırsız, yolsuz siyasi islamcı MÜBTEZELLER, o dosyalardaki her türlü cürümleri irtikâb etmişler. O dosyaları hazırlayan o DÜRÜST EMNİYET VE YARGI MENSUPLARI bu siyasi islamcı hırsızlara “Haydi bre ey meymenetsizler! Şu hırsızlıkları, arsızlıkları, yolsuzlukları yapın da, biz de sizi suçüstü enseleyelim…!” demediler. O Emniyet ve Yargı bürokratları görevlerini, yapmaları gerektiği gibi yaptılar ve bu SİYASİ İSLAMCI YAVŞAKLARI SUÇÜSTÜ ENSELEDİLER. O kadar…


O dürüst bürokratların yerinde hangi bürokratlar olsaydı, Yakub Saygılı’nın yerinde Ali oğlu Veli, Hasan oğlu Hüseyin, Ahmed oğlu Mehmed de olsaydı, aynı şekilde hareket ederek, bu meymenetsiz HIRSIZLARI SUÇÜSTÜ YAKALAMALARI VAZİFELERİ İCABI İDİ. 


Sonrasını zaten hepimiz biliyoruz. Bu namussuz ve şerrefsiz ve soysuz reis denen mel’ûnun GEBERİNCEYE KADAR O KOLTUKTA OTURMAK İÇİN ÇIRPINIP DURMASININ ARKAPLANINDA yatan yegâne sâik, GEBERİP GİTMEDEN EVVEL, BU DÜNYA MAHKEMELERİNDE YARGILANMAKTAN KURTULMAK…

O dürüst Emniyetçileri ve Yargı mensuplarını SEVMEYEBİLİRSİNİZ. 

Lakin, YİĞİDİ ÖLDÜRSENİZ DE HAKKINI YEMEYİNİZ LÜTFEN. 

O dürüst bürokratlar da fetö’cü damgasını yediler. 

Lakin, onlar fetö’cü oldukları için falan değil, bu siyasi islamcı mel’un MÜBTEZELLERİ SUÇÜSTÜ ENSELEDİKLERİ İÇİN HALEN HAPİSTELER…


HIRSIZA HIRSIZ DEMEK EĞER SUÇ İSE, ALLAH BÖYLE HIRSIZLARIN DA BELÂSINI VERSİN, BU HIRSIZLARA ARKA ÇIKANLARIN DA BELÂSINI VERSİN… Âmîn…🤲🙏🤲


Buraya kadar yazdıklarımın tamamının doğruluğu konusunda VİCDÂNEN MÜSTERÎHİM. 


TARİHİN VERECEĞİ HÜKMÜN DE BU YÖNDE OLACAĞINA İNANCIM TAMDIR. 


Yanlış düşündüğümü düşünenleriniz var ise, sizce doğru düşüncelerinizi beklerim. 


Abdullah Erdemli

Luzern - İsviçre

***************

Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi :


Ey Türk Gençliği !


Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.


Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.


Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

                                                                                                                                                                                                   Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder