“Adil Düzen” üzerine Siyasi İslamcı bir Agabey ile hasbihâl…
“İslam’ın Adil Toplumsal ve Ekonomik Düzeni” üzerine, kadîm bir Siyasi İslamcı dostum ve Ağabeyim ile hasbihâl…
A Conversation with an old-fashioned Political Islamist friend and a big brother of mine on “Islam’s Just Social and Economic Order”…
حوار حول “النظام الاجتماعي والاقتصادي العادل في الإسلام” مع اخ كبير مني سنا و الذي من الطراز القديم و من الإسلاميين السياسيين…
***************
Sevgili Ağabey,
Geçen gün biraz da aceleyle yazmış olduklarımı, imdi, biraz daha özenli ve düzgün cümlelerle tekrar edeyim dedim…
****************
Neredeyse yarım yüzyıldır, az sayıda dava arkadaşlarınızla beraber, yılmadan, usanmadan ve bıkmadan “İSLAM’IN ADİL TOPLUMSAL VE EKONOMİK DÜZENİ” üzerinde teorik çalışmalar yapıyor, okuyor ve yazıyorsunuz.
Bu alanda oldukça hacimli bir teorik bilgi birikimine ulaştığınızdan eminim.
Bu hasbî ve idealist çabalarınıza neden mesafeli durduğumu sorarak bana sitem ediyorsunuz.
Kendi adıma diyorum ki, bir Kur’an Müslümanı olarak “İslam’ın Adil Toplumsal ve Ekonomik Düzenine” karşı olmak gibi bir duruşum hiç olmadı ve asla olamaz da…
Bunca onsenedir fedakârca ve hasbî olarak yapageldiğiniz “Adil Düzen” çalışmalarınıza, EN BAŞTA, siyasi islamcı kadîm dostlarınız olan Receb Tayyib Erdoğan ve ekibinin ilgi göstermesi gerekmiyor muydu…?
Zira bu kadîm siyasi islamcı dostlarınız yirmi küsûr senedir Türkiye’yi hoyratça ve hırsızca yönetiyorlar.
Üstelik bu ekip te, sizler gibi, merhûm Necmeddin Erbakan hocanın rahle-i tedrîsinden geçtiler. Bu bakımdan da onlar sizlerin “en eski” dava arkadaşlarınız.
Receb Tayyib Erdoğan’a ve ekibine dair ciddî düzeyde olumsuz fikirler taşıdığımı biliyorsunuz. Zira ona ve ekibine dair mülâhazalarımı zaman zaman sizinle de paylaşıyorum.
Bir Kur’an Müslümanı olarak yapageldiğim din ve tarih okumalarımın ışığında Receb Tayyib Erdoğan’ın yirmi küsûr senelik iktidarını değerlendirdiğimde, o herif benim nazarımda, Müslümanların ilk kralı mel’ûn Muaviye bin Ebû Süfyan’ın TAM MANASIYLA bir 20. ve 21. YY VERSİYONUDUR.
Diğer taraftan, ülkemizde öteden beri, “dindar kesimlerin kanaat önderleri” oldukları söylenegelen ve ALAYININ KERAMETLERİ KENDİLERİNDEN MENKÛL bir sürü kişi var ki bazılarını, bilvesîle, zikredeyim :
- Said-i Kürdî ve emsali…
- Fethullah Gülen ve etrafındaki o ulu aGabeyler takımı ki kendileri onsenelerce peşlerinden sürükledikleri o GÜZÎDE HİZMET TOPLULUĞUNU taammüden (bilerek ve isteyerek) fetö’ye dönüştürdüler…
- Bilumûm takkeli, sarıklı, taylasanlı, cübbeli, şalvarlı, sakallı, bastonlu, şeyh, şıh, hacı, hoca, pîr, mürşid, mehdî, mesîh, vesaire, uçan+kaçan sahtekâr tarikat kodamanları…
- İslamcı, siyasi islamcı, şeriatçı, kökten dinci, muhafazakâr, vesaire tipler…
- Atatürk ve Cumhûriyyet ve laiklik düşmanı fesli veya fessiz bilumûm yavşaklar…
- Bunların tümü, bilâ istisna insanları ALLAH İLE ALDATIRLAR.
- Ve yine bunların alayı “KUR’AN’DAKİ İSLAM’IN” değil, Muaviyenin, Emevîlerin, Abbâsîlerin ve onların halefleri olan diğer bilumum İslam sultanlarının ve saltanatlarının ürünü “UYDURUK VE HURAFELEŞTİRİLMİŞ BİR DİN’İN” SIRADAN VE SIĞ VE GÜDÜK PROPAGANDİSTLERİDİRLER.
Yani bunların alayı, sizlerin bunca onsenedir hasbî olarak kafa yorduğunuz “İSLAM’IN ADİL TOPLUMSAL ve EKONOMİK DÜZENİ’NİN” ne olduğunu bilmezler. Üstelik, öğrenmek gibi bir dertleri de hiç yoktur. Çünki bunların alayı HURAFECİDİRLER ve “KUR’AN’DAKİ İSLAM’IN” kapkara cahilleridirler.
Sevgili Ağabey,
KUR’AN’DAKİ İSLAM öğrenilmeden, “İSLAM’IN ADİL TOPLUMSAL ve EKONOMİK DÜZENİ” ne öğrenilebilir, ne de hayata geçirilerek yaşanabilir.
Memleketimizi ve milletimizi evvel-i emirde “uydurulmuş din’den ve hurafelerden kurtarmadıkça ve İNDİRİLMİŞ DİN ile, yani KUR’AN’DAKİ İSLAM ile tanıştırmadıkça, (İbn-i Teymiyye’nin tabiriyle diyeyim ; ألدين المؤول والمبدل’den kurtarıp, ألدين المنزل’e kavuşturmadıkça), bunca onsenedir araştırageldiğiniz ADİL DÜZEN” memleketin ve milletin gündemine girmez, giremez!
Nasıl girsin ki Ağabey?
Millet dinini ADAM GİBİ VE DOSDOĞRU bilmiyor!
Bilmediği dininin “adil düzeni”ni nasıl öğrensin, bilsin ve yaşasın bu millet…?
Muhterem Ağabey,
Sizlerin bu değerli “Adil Düzen” çalışmalarınız, araştırmalarınız, bana öyle geliyor ki, İHVAN-I SAFÂ RİSALELERİ (رسائل إخوان الصفي) gibi, tarihin tozlu raflarında yerini alacak.
Bu risaleleri yazanların esâmîsi (isimleri), muhtemelen yaşadıkları devrin nâ-müsait konjonktürü gereği, belirsiz veya kesin değil, bildiğim kadarıyla...
Lâkin, sizlerin esâminiz belli ve biliniyor olacak inşaAllah…!
Burada şunu da ilave etmeliyim ;
Şayet ülkemiz azîz Atatürk’ün kurduğu Cumhûriyet Türkiyesi değil de, diğer sıradan İslam memleketleri gibi “şeriat, despotizm, vesaire” ile yönetilen bir ülke olsaydı, sizlerin de büyük ihtimalle defteriniz dürülürdü,
Ve muhtemelen tarihin tozlu raflarında yerini alacak olan değerli çalışmalarınız da, aynen o risaleler gibi, “Yazarı/yazarları bilinmiyor” olarak gelecek nesillere intikal ederdi.
Bu tesbitimi ve kanaatımı yabana atmayın derim.
Merhûm Yaşar Nuri Öztürk, yurtdışında katıldığı bazı kongrelerde ve sempozyumlarda yaptığı konuşmalardan sonra, başka Müslüman ülkelerden gelen diğer bazı katılımcıların kendisine şu mealde şeyler söylediklerine dair anektodlarını hep anlatırdı :
“Sayın Öztürk! Siz bu konuşmaları bizim ülkemizde bu şekilde özgürce yapamazsınız, bu fikirlerinizi böyle çekinmeden, korkmadan ifade edemezsiniz. Zira bizim ülkemizde bu konular bu serbestlikle seslendirilemez. Buna hem bizim şeriatçı/despot/zalim devlet ve hükûmet sistemlerimiz ve yöneticilerimiz, hem de yobaz ve bağnaz ulemâ kılıklı hurafeciler tahammül ve müsaade etmezler. Siz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in aydınlığı sayesinde bu derece rahat konuşabiliyorsunuz. Bunun kıymetini iyi biliniz!”
Kabul edersiniz veya etmezsiniz, bilemem, kendi bileceğiniz iştir.
Lakin, azîz Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhûriyeti bu özelliklerini yitirirse, siz de büyük ihtimalle aynı akıbete dûçâr olursunuz.
- Milleti sittîn (60) senedir, hattâ sittümiet (600) senedir ALLAH İLE ALDATAN içimizdeki o HURAFE DİNCİSİ YOBAZLAR biraz daha palazlanırlarsa,
- kadîm dava arkadaşınız hırsız ve yolsuz Receb Tayyib Erdoğan ve onun siyasi islamcı kadroları böyle iktidar olmaya devam ederlerse,
- Azîz Atatürk’ün kurduğu ve ömrü vefa etmediği için rayına tam oturtamadığı Cumhûriyyet’in kazanımları biraz daha kaybolmaya, aydınlığı biraz daha pörsümeye başlarsa,
- endîşem odur ki, sizler ve bizler bu günleri de arıyor olacağız.
Sevgili Ağabey,
Eğri oturacağım, lakin doğru konuşacağım.
Neredeyse 50 senedir tanıdığınız şu Abdullah kardeşiniz, 61 yaşında, Ekim 2017’de İsviçreye geldikten sonra, evvelce Türkiyede iken de okuduğu ve dinlediği Yaşar Nuri Öztürk hocayı, TEKRAR, LAKİN BU SEFER ADAM GİBİ ANLAMA CEHD-Ü ĞAYRETİYLE, okumaya ve dinlemeye başladı.
Ve, 61 yaşından sonra, o yaşına kadar DİN, İMAN, AKÎDE, FIKIH, TEFSÎR, HADÎS, SİYER, İLMİHAL, MEZHEB, vesaire adına ne-ler öğrendiyse, neler biliyorsa, HEPSİNİ VE BİLÂ İSTİSNA, BİR DAHA GERİ ÇAĞIRMAMAK, GERİ GETİRMEMEK ÜZERE SİLDİ VE ÇÖPE ATTI.
Bilgisayar jargonuyla FORMATLADI yani…
“Yoksa dinsizleştiniz mi?” diye endîşe etmeyin. Bilakis ve ALLAHA HAMDOLSUN, o merhûmdan okuduklarım ve dinlediklerim ile, DİNİMİ, İMANIMI, AKÎDEMİ YENİDEN İNŞA ETMEYE BAŞLADIM. BU YENİDEN İNŞA SÜRECİM HÂLEN DEVAM EDİYOR, ALLAHA HAMDOLSUN.
Üstüne basarak, altını da fosforlu kırmızı kalem ile çizerek şuraya yazıyorum ki, muhterem Ağabey, Müslümanlar
- UYDURULMUŞ İSLAM’DAN KURTULMADIKÇA,
- İNDİRİLMİŞ İSLAM’I ÖĞRENMEDİKÇE VE İÇSELLEŞTİRMEDİKÇE,
- sizlerin bütün sa’yu ğayretleriniz, DÜNYA ŞARTLARINDA BOŞA GİDECEKTİR…
Bundan, ismimin Abdullah olduğuna emin olduğumdan daha fazla eminim.
Hiç kuşkusuz “أن الله لا يضيع أجر المحسنين… Allah muhsin olanların ecrini zâyî’ etmez”, sizlerinkileri de etmeyecektir.
Lâkin, dünya şartlarında bu böyledir. Zira ;
- Sünnetullah değişiklik kabul etmez…
- Allah aklını kullanmayan kullarının üzerine pislik yağdırır…
- Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz...
Ben demiyorum bunları, Kur’an’da Allah söylüyor…
Abdullah Erdemli
Luzern. isviçre
Yorumlar
Yorum Gönder