Ebû Hanîfe : Arapçılığa karşı akılcılığın öncüsü / Abu Hanifa : the pioneer of rationalism versus Arabism / ألإمام الأعظم : رائد العقلانية ضد العروبية

Yaşar Nuri Öztürk’ten bir kitap tanıtımı…

A book introduction from Yaşar Nuri Öztürk…

مقدمة الكتاب من ياشار نوري أوزترك…

*************

“ISLAM’DA ARAPÇILIĞA KARŞI AKILCILIĞIN ÖNCÜSÜ İMAM-I AZAM EBÛ HANÎFE ; ESAS FİKİRLERİ GÖLGELENEN ÖNDER”

**************

“IMAM-I AZAM ABU HANIFAH THE PIONEER OF RATIONALISM AGAINST ARABISM IN ISLAM ; THE LEADER WHOSE REAL IDEAS WERE OVERSHADOWED”

***************

“ألإمام الأعظم أبو حنيفة، رائد العقلانية ضد العروبية في الإسلام ؛ الزعيم الذي طغت الظلال على أفكاره الحقيقية”

****************

{You can read the translations of this “book introduction” in various other languages ​​by clicking on the "Translate" button in the lower right corner of this blog.}

****************

{يمكنكم قراءة ترجمات مقدمة هذا الكتاب بمختلف اللغات بالضغط على زر "ترجمة" في الزاوية اليمنى السفلى لهذه المدونة}.

******************************

İslam dünyasının ‘fıkıh yaratan mezheb’inin kurucusu olan, bugünkü Türkiye’de de dokunulmaz, tartışılmaz’ kabul edilen İmam-ı Azam (ölm. 150/767), yaşadığı günlerde ; 

  • dindışılık,
  • dini tahrip etmek, Peygamber’lerin sözlerine ve sünnetine kafa tutmak,
  • Mürcie, Cehmiyye gibi sapık mezheplere mensup olmakla,
  • kafir olmakla itham edilmiş, 
  • hatta “Yahudilik”, “müşriklik” ve “deccallık-antichrist” 

ile suçlanmıştır.


Kilise babaları, Hz. Muhammed’e ilk günden beri deccal (antichrist) gözüyle bakmışlar, onu zındık, dinini de zındıklık olarak damgalamışlardır. Batının en büyük şairlerinden biri sayılan İtalyan Dante, ünlü eseri İlahi Komedya’da, Hz. Muhammed’i cehennemin en alt tabakalarında azap gören zındıklar arasında gösterir. 

Ünlü fizikçi Newton’a göre, Muhammed kelimesinin ebced hesabıyla rakam değeri 666’dır ve bu rakam, deccal kelimesinin rakamsal tutarının aynıdır.


Öte yandan, DÖRDÜNCÜ VE SON HALÎFE HZ. ALİ İLE ONUN OĞULLARI HASAN VE HÜSEYİN’İ KATLEDEREK iktidarı ele geçiren ve Müslümanların idaresini SALTANAT’A DÖNÜŞTÜREN EMEVÎLER, İslam’ın yıktığı Cahiliye şirkini TEKRAR HORTLATTILAR ve kendilerine ve saltanatlarına en büyük tehdid olarak gördükleri İmam’ı Azam’a yönelttikleri ithamlar arasına “DECCAL-ANTICHRIST” ithamını da koydular. 

Bu DECCAL İTHAMINI öne çıkarırken yandaşları olan SAHTE ULEMAYI kullandılar. 


Haçlı emperyalist Batılılar ve onlarla işbirliği yapan “Müslüman” yaftalı HAİNLER de Hz. Peygamber’in kader savaşı olan BEDİR SAVAŞINA benzeyen savaşlarıyla Kelime-i Şehadet’in esir edilmesini engelleyen GAZİ MUSTAFA KEMAL’e “DECCAL”dediler. 


Bugün, bu üç deccal ithamının üç temsilcisi, yani ;

  • (1) İmam-ı Azam’a deccal diyen Emevîler
  • (2) Hz. Muhammed’e deccal diyen haçlı emperyalist Batılılar, 
  • (3) Emevîlerin yozlaştırdıkları “UYDURUK DİN”in ADÎ ve PESPAYE PROPAGANDİSTLERİ OLAN VE MÜSLÜMANLARI ALLAH İLE ALDATAN DİNCİ YOBAZ TAKIMI,
  • adeta bir “TESLÎS-TRINITY” sistemiyle bir araya gelerek “DECCAL” saydıkları Mustafa Kemal’e savaş açmışlardır.


Tarihin diyalektiği ise, “Hz. Muhammed + İmam-ı Azam + Mustafa Kemal” üçlüsü’nden ZULME KARŞI BİR BİRLİK çıkarmıştı. 


Kelime-i Şehâdet düşmanlarıyla ‘Müslüman’ kimlikli HAİNLER bu birliği, haçlı emperyalist Batı’ya destek veren bir TESLÎS’e yani SACAYAĞINA dönüştürdüler.


Bugünkü İslam dünyasının ve Türkiye’nin akıbeti bu teslisin yarattığı savaş mihverinde belirleniyor :

  • Ya Kelime-i Şehâdet düşmanlarının emperyalist teslis’i (sacayağı) kazanacak, 
  • yahut da “Hz. Muhammed + İmam-ı Azam + Mustafa Kemal” üçlüsünün ANTİEMPERYALİST DURUŞU VE BİRLİĞİ kazanacak... 

Savaşların savaşı işte budur. 

Gerisi sadece hikaye, senaryo ve dekordur. 


Merhûm Yaşar Nuri Öztürk’ün 50 yılı aşkın bir zamandan beri, hayat alanında ve kitap sayfalarında verdiği mücadelesiyle ulaştığı GERÇEKLER’den biri de şudur :


İslam’ın yozlaştırılmış versiyonuna karşı ve özellikle de Arap yozlaştırmasına karşı yapılan mücadelenin ;

  • fikir öncüsü İmam-ı Azam Ebû Hanife, 
  • eylem öncüsü ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. 


Merhûm Yaşar Nuri Öztürk’ün bu anlayış noktasına gelişinin serüveni de çok ilginçtir.
Aynı zamanda en büyük hocası olan babası ona dört sevgi aşıladı :

1. Kur’an sevgisi,
2. İsyan (veya özgüven) sevgisi,
3. İmam-ı Azam sevgisi,
4. Atatürk sevgisi.

Babası, bilinçli ve sadık bir Hanefî idi ve yıllar boyunca elinden şu üç kitap hiç düşmemiştir: 

  • Kur’an-ı Kerim, 
  • Mültekâ, 
  • Mevkûfât. 


 “Mültekâ”, babasının yetiştiği çevrede Hanefî fıkhının en çok kullanılan Arapça fetva kitabı idi. 

“Mevkûfât” ise Mültekâ’nın Osmanlıca bir şerhi idi. 

Babası, fetvalarını hep bu iki kitaptan verirdi. 

Yaşar Nuri Öztürk’ün babasından ders olarak okuduğu kitaplardan biri de bu Mültekâ’dır.


Yaşar Nuri Öztürk Trabzon İmam Hatip Lisesinde okuduğu yıllarda, okuldaki bazı tavırları sebebiyle kendisini “isyankâr ve zındık” olmakla itham ederek haksızlık etmeye kalkan okul idaresini ve öğretmenlerini babasına şikayet ettiğinde, ondan şu ibretlik cevabı almıştı :


“Oğlum! Bunlar gibiler İmam-ı Âzam Efendimiz’i bile zındık ilan etmişlerdir. Sana sataşanlar işte o pis damarın adamlarıdır. Her devirde böyle hortlarlar. Aldırma sen onlara!”


İmam-ı Âzam sevgisi, genç Yaşar Nuri’nin kafasına, yüreğine ve ruhuna öyle işlenmişti ki benliğinin ta derinlerinde şu karar vermişti : 

“Bir gün İmam-ı Âzamı iyice araştıracak, hayatını ve fikirlerini yazıp anlatacaktı”.


Babası, kendisinin de aynı zamanda hocaları olan büyük dedelerinin yolunu izleyerek geçimini ticaretten kazanan bir insandı. 

Dinden, din hizmeti yapmaktan gelen geçime “zehir” derdi. 

Geçimini ticaretten kazanmanın önem ve anlamını anlatırken de ‘İmam-ı Âzam’ı örnek gösterirdi.

Yaşar Nuri Öztürk’ün babası, onun hayatının istikamet pusulası ve en büyük yaratıcı ihtilali olan bir şey daha yaparak ona şöyle demişti :


“Oğlum! Gazi Mustafa Kemal, fikriyyâtı ve icraâtıyla İmamı-ı Âzam Efendimizin hasretine cevap olmuş, onun istediklerini yapmıştır. Ama o büyük imam’ı anlamayanlar Atatürk’ü de anlamadılar…”

Yaşar Nuri Öztürk’ün yıllar süren çalışmaları babasının haklı olduğunu kendisine gösterdi. 


Yaptığı araştırmalar Yaşar Nuri Öztürk’ü şu noktaya taşıdı :


  • İMAM-I AZAM İLE ATATÜRK BİRBİRLERİNİ TAMAMLAYAN İKİ BÜYÜK DEHADIR. 
  • İMAM-I AZAM ; BUGÜN BİR YANDAN ONUN MEZHEBİNİ ÖVEN, AMA, ÖTE YANDAN DA, O BÜYÜK İMAM’IN ZİHNİYYETİNİ VE İDEALİNİ HAYATA GEÇİRMEK İSTEYENLERİ “DİN DIŞI-DİNSİZ” İLAN EDEN EMEVÎCİ DİNCİLİK SİMSARLARININ, YANİ DİNCİ SAHTEKÂRLARIN ANLATTIKLARI KİŞİ DEĞİLDİR. 
  • MÜSLÜMANLARI ALLAH İLE ALDATAN BU SAHTEKÂRLAR, O BÜYÜK İMAM’IN, sadece KENDİ İŞLERİNE YARAYAN TARAFLARINI ANLATIYORLAR. 
  • HADD-İ ZATINDA, BU SAHTEKÂRLAR O BÜYÜK İMAM’I ÖLÜMSÜZ KILAN ESAS FİKİRLERİNİN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYORLAR VE O ESAS FİKİRLERİ GÖLGELEYEREK BİR KENARA İTİYORLAR. 

İMAM-I AZAM KONUSUNDA DİLE GETİRİLMESİ GEREKEN EN ÖNEMLİ GERÇEK ŞUDUR :


  • O BÜYÜK İMAM, HZ. PEYGAMBER DIŞINDA ELEŞTİRİ-ÜSTÜ İNSAN KABUL ETMEDİ. 
  • GERÇEKTEN DE İMAM-I AZAM HZ. ALİ’Yİ PEYGAMBER ASHABININ EN BÜYÜĞÜ olarak GÖRDÜ VE ONUN EVLÂDININ HAKLARINI DA HAYATI PAHASINA SAVUNDU, 
  • ANCAK, HZ. ALİ’YE “TARTIŞMA-ÜSTÜ KİŞİLİK” VASFINI VERMEDİ. 
  • ÇÜNKÜ BUNU YAPTIĞI TAKDİRDE KUR’AN’IN RUHUNA AYKIRI DAVRANMIŞ OLACAĞINI BİLİYORDU. 
  • BİR HAKKA SAYGI DUYMAK VE ONU SAVUNMAK BAŞKA ŞEYDİR, O HAKKI TANRISALLAŞTIRMAK BAŞKA ŞEYDİR. 
  • İSLAM HAKLARA SAYGIYI İSTER VE EMREDER, HAKLARI TANRISALLAŞTIRMAYI İSE REDDEDER. 


İmam-ı Âzam, en yakın meslektaşları olan bazı “ulema” tarafından da itham edilerek hedef gösterilmiş ve bu sözümona yakın meslektaşlarının hem Emevî hem Abbâsî kralları ile kurdukları işbirlikleri sonucu, hapishanelerde işkencelere uğratılmış, sonunda da Abbasi kralı el Me’mûn tarafından zehir içirilerek (veya dövülerek) şehid edilmiştir. 


İmamı Âzam, uğradığı bu akıbet açısından bakıldığında, “İslam Dünyasının Sokrat’ı” sayılabilir. 


Hem yaşadığı devirde dinciliğin en ağır zulmüne uğrayan, hem de daha sonraki dinciler tarafından putlaştırılan büyük ruhların en tipik örneği olarak İmam-ı Âzam’ı anabiliriz. 


Yaşar Nuri Öztürk’ün de mensubu bulunduğu Ehli sünnet mezhebinin en büyük İmamı sayılan Ebu Hanife, en büyük iftiralarla karalanmış, en büyük mağdur ve mazlumlardan biridir. 


İmam-ı Azam Ebû Hanîfeyi, esas fikirlerini ve vicdan sahibi her insanın vicdanını sızlatan bu iftiraların ayrıntılarını, bu kitabı okuduğunuzda ÖĞRENECEKSİNİZ. 


Abdullah Erdemli

Luzern - İsviçre

*************




Yorumlar

Popüler Yayınlar