İlk ve en temel ibadet OKUMAK mı, NAMAZ mı…?


KUR’AN’IN İLK VE TEMEL İBADET EMRİ OLAN “OKUMA” İBADETİ’NİN YERİNE, “TEMEL İBADET ÖNCELİKLERİ” SIRALAMASINDA GELSE GELSE SEKİZİNCİ SIRADA GELECEK OLAN NAMAZ’I KOYDUK VE BELÂMIZI BULDUK…!


Selâm…!


Yaşar Nuri Öztürk, ekli linkteki 5 dk’lık kısa sohbet kesitinde, doğrudan doğruya KUR’AN’DAN ALARAK, çok önemli tesbitler yapıyor (dinci yobazlar gibi işkembe-i kübra’dan sallamıyor!). 


Dinleyelim, uyanıp kendimize gelelim ve dinimizi ADAM GİBİ VE DOSDOĞRU ÖĞRENMEYE GAYRET EDELİM diyorum. 


Kur’an’ı kendi ANADİLLERİMİZDE ve sadece ANLAMA CEHDİYLE okumalıyız!

Arap olmadığımıza göre, Arapça’sını, PAPAĞAN GİBİ, HİÇBİR AYETİNİ ANLAMADAN okumayı bırakmalıyız. 


KUR’AN, SEVAP KAZANMAK ve GEÇMİŞLERİMİZİN RUHLARINA ÜFÜRÜP, ÜFLEMEK İÇİN DEĞİL, AYETLERİNİN ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK, ANLAMAK VE ANLAYABİLDİĞİMİZ KADARIYLA DA, GEREĞİNİ YAPMAYA GAYRET ETMEK AMACIYLA OKUNMALIDIR!


Ne Kur’an’da ve ne de Hz. Peygamberin sünnetinde, SEVAP KAZANMAK ve GEÇMİŞLERİMİZİN RUHLARINA ÜFÜRÜP, ÜFLEMEK için Kur’an okumak KESİNLİKLE YOKTUR…!


Biz Müslümanlar ve topyekûn İslam dünyası ÇÖL FIKHINDAN UZAY FIKHINA GEÇMELİYİZ ve bir KURTULUŞ TEOLOJİSİ geliştirmeliyiz. 


Evet, Kur’an milâdî 7. YY’da çölde indi, amma, o bir çöl kitabı değil, bilakis, o BİLGİ ÇAĞININ KİTABIDIR. 


Müslümanlar olarak bizlerin temel sıkıntılarından biri, hattâ en önemlisi şudur :

Biz Müslümanlar çöllerde yaşadığımız dönemlerdeki, yani 1000 küsûr sene evvelinin kafa yapısıyla KUR’AN’I ANLAMAK İSTİYORUZ. 


Bu kafayla KUR’AN’I ANLAYAMAYIZ. 


İslam dünyası olarak bizler ÇÖL FIKHINDAN UZAY FIKHINA GEÇMEYİ ve bir KURTULUŞ TEOLOJİSİ GELİŞTİRMEYİ BİR TÜRLÜ KABUL ETMİYORUZ. Hattâ bunu hayâl dahî etmiyoruz. 


Daha doğrusu, dindar kitlelere rehberlik, üstadlık, pirlik, şeyhlik, hocaefendilik eden DİNCİ YOBAZ TAKIMI, bu ÇÖL FIKHINDAN KURTULMAYI bir türlü kabul etmedikleri için, o YOBAZ TAKIMINI adam zannedip peşlerinden giden biz dindarlar da bu hayâtî konuya eğilmiyoruz. 


ÇÜNKÜ, BUNA TEŞEBBÜS EDERSEK DİN DIŞINA ÇIKACAĞIMIZ VEHMİNDEN BİR TÜRLÜ KURTULAMIYORUZ. 


Bu yüzden de biz Müslümanlar, DİN ADI ALTINDA (yani DİN ALDATMACASI ALTINDA), ALLAH’ın ve KUR’AN’IN ONAYLAMADIĞI ve ASLA ONAYLAMAYACAĞI UYDURUK BİR BULAMACI “DİN” zannederek yaşıyoruz.  


İslam dünyasını bu KISIR DÖNGÜDEN ÇIKARMANIN İLK CESUR ADIMLARINI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK attı ve YAPTIĞI DEVRİMLERLE, YÜZYILLARDIR YAPILMAMIŞ OLAN BU İŞİ BAŞLATTI


AMMA ve LÂKİN ve MAALESEF ; Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından hemen sonra, eskiden TAM BAĞIMSIZLIK değil, AMERİKAN MANDA İDARESİ TARAFTARI olan ve Atatürk’ün vefatıyla bu eğilimi nükseden İSMET PAŞA ile başlayan TEK PARTİ döneminde ve devamında, Atatürkçü, Kemalist, laikçi, solcu, vesaire geçinen, DİNE VE DİNDARA DÜŞMAN olan SAHTEKÂR ve MEYMENETSİZ EKİPLER, azîz Atatürk’ün devrimlerine ve bütün projelerine ve ideallerine ve vizyonuna ve mîrasına İHÂNET ETTİLER


UYDURUK EMEVÎ DİNİNİN alelâde PROPAGANDİSTLİĞİNİ YAPMAKTAN BAŞKA HİÇBİR MEZİYYETLERİ ve KIYMET-İ HARBİYYELERİ OLMAYAN UFUKSUZ, VİZYONSUZ DİNCİ YOBAZLAR DA, zaten Atatürk’ü  HİÇBİR ZAMAN ADAM GİBİ VE DOSDOĞRU ANLAMADIKLARI VE ANLAMAYA DA HİÇ NİYYETLERİ OLMADIĞI içino azîz insanı hep İslam karşıtı, İslam düşmanı, deccal, vesaire olarak gördüler ve biz dindarlara da ONLARCA SENEDEN BERİ öyle gösterdiler, öyle öğrettiler, öyle bellettiler. 


Bu DİNCİ YOBAZ TAKIMI (yani DİNCİ DİNSİZLER), Atatürkçü, Kemalist, laik, solcu, vesaire geçinen, aslında ise, o azîz insanın arkasına sığınıp, gizlenip, onu sömüren ve istismar eden din ve dindar düşmanı olan İNKÂRCI DİNSİZLER ile, adeta EMME BASMA TULUMBA gibi, işbirliği ederek, BERABERCE, memleketimizi bu içler acısı hallere düşürdüler. 


Okuyan/okuyacak olan ve dinleyen/dinleyecek olan dindar kardeşlerimiz için hüsn-i istifadeye ve aydınlanmaya vesile olması ümîdiyle, paylaşıyorum. 


Sevgi ve saygılarımla,

Abdullah Erdemli

Luzern - İsviçre

****************

Yaşar Nuri Öztürk, ekli linkteki kısa sohbet kesitinde, şöyle diyor :


"Okumayı emir ve ibadet haline getiren bu Kitap, ikinci suresinde —insanlık dünyasına vahyedilen ikinci suresinde; (Kalem suresi)— neyle başlıyor söze? 

Kalem ile başlıyor. 


Yalnız bir fark var. 'Oku!' bir emir olduğu halde, 'yaz!' emir değildir. Bu sure Kalem’in kudsiyyetine, Kalem’in yazdıklarına yemin ediyor. 


İnsan hayatında Kalem’in ve yazdıklarının yerinin azametini göstermesi bakımından mühim bir sure bu. Ama, 'yazın!' diye bir emir yok bu surede. 

  • Şunu diyor Kur'an-ı Kerim bize : Herkes okumak zorundadır ve Okumak temel ibadettir, ama yazmak herkes için emir değildir. 

Herkes yazamayabilir. Bazıları yazacak. Ama herkes okuyacak.  Okumak farz-ı ayn —temel ibadet—, yazmak farz-ı kifaye


Ben yazacağım, falan yazacak, filan yazacak. İlim adamları, fikir adamları, kalem adamları, yazarlar falan yazacaklar. Ama, herkes yazacak diye bir şey yok ; herkes okuyacak. 

Dağdaki çoban da okuyacak, üniversitedeki hoca da okuyacak. 


Birisi günde 200 sayfa okuyacak, öbürü günde 5 sayfa okuyacak, ama herkes okuyacak. 


Kur'an'ın dünyası böyle bir dünya. 


Ben Fransa'da kaldığım zaman… Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştığım zaman, hafta sonları, arkadaşlarla ekipler halinde bir yerlere giderdik. Fransız insanlardan bazıları da bizi hemen her hafta sonu bir şekilde ağırlardı. Giderdik, hiçbir şey yoksa kahve ve kruvasan, kahve ve çörek veya yemek yerdik, duruma göre. 


Bir hafta sonu, bir arkadaş bizi Fransız Alplerinin eteğinde bir yazlığa davet etti. Orada teyzesinin evi varmış, oraya gittik. Eve girdik, hemen ayakkabıların konduğu yerden itibaren dolaplar ve kitap rafları başladı. Salon kitap, her taraf, odalar kitap, balkonlara kadar her yer kitap. Ve, burası Yazlık bir ev. 


Dedim ki bizi davet eden arkadaşa : 'Burada her yer kitap! burada oturanlar burada 12 ay oturuyorlar galiba. Ama burası 12 ay oturulacak bir yer değil, şu kadar irtifa çıktık Fransız Alplerinde.’ 

Dedi ki: 'Yok, burası yazlık.' 

‘Peki ya bu kitaplar?' dedim, 'Yani bütün bu kitaplar yazın buraya getirilip kışın kışlık eve mi götürülüyorlar? 

‘Hayır' dedi, 'Bunlar ev sahibinin buradaki kitapları. Kışlık evdekiler ayrı. Buradaki kitaplardan bazıları oraya gider gelir, ama bu kitaplar burada devamlı durur.' 


Ben tabii hiç ses etmedim ama dersimi aldım. Ben üniversite hocası payesi taşıyan birçok tanıdığımın evine gidiyorum, numunelik 30 tane kitap görüyorum evlerinde. Numunelik yani. İyi ki üniversite hocası onlar; yoksa bir tane kitap görmeyeceksin evlerinde! 


Şimdi soruyorum ; Kur'an'dan rahmet ve bereket gören Batılılar mı yoksa biz miyiz? Kur'an onlara mı rahmet ve bereketini verecek yoksa bize mi? Kimse  alınmasın! Allah ahmak filan olmadığına göre —hâşâ, teşbihte hata yok— elbette ki Allah'ın kelamı dediğimiz bu Kitap rahmet ve bereketini o insanlara verecektir ve vermiştir de. 


Geçen hafta söyledim; okumayı temel ibadet ve emir yapan o batılı insanlar ve karşılığını da görüyorlar. 

Biz Müslümanlar ise okumanın yerine, Kur'an'ın 8.ci, 10.cu sıraya koyduğu namazı getirip koyduk ve belamızı bulduk. Kur’an’ın öncelik listesini tersine çevirdik. 


Siz Allah'ın listesini tersine çevirerek hiçbir yere varamazsınız, hiçbir yere varamazsınız ey Müslümanlar! O listeyi Cenab-ı Hakk'ın tanzim ettiği şekilde hayata sokacaktık…

Ne olacaktı o zaman Türkiye'de? 

Ne olacaktı manzara? 

Kur'an'a göre düzenlenseydi bu ülke, bu din; sayıları 100.000’e-120.000'e tırmanan cami sayısının yerine, on binlerce okuma salonu, felsefe kulübü, kütüphane ve mektep olacaktı. 

Mekteplerinizin sayısı cami sayısının yarısına ulaşmıyor, onda biri kadar kütüphaneniz yok, yüzde biri kadar okuma salonunuz, felsefe kulübünüz yok. 

Çok önemli olan felsefe derslerini ilahiyat fakültelerinden bile kaldırdılar, liselerden çoktan kaldırdılar. 

Böyle bir ihanet, böyle bir Kur'ansızlık, böyle bir Allahsızlık olur mu? 

Cenab-ı Hak bunu cezasız bırakır mı?

Bunu görmez mi Cenab-ı Hak? 

Hele bir de bunu, bu Allahsızlığı 'İslam' diye satarsanız, Cenab-ı Hak bunu cezasız bırakır mı? 

Nitekim bırakmıyor da işte!”


https://youtu.be/NVUh1AEr1No?is=RGuHPb2eQ64ZVCvQ

Yorumlar

Popüler Yayınlar