KUR’AN PENCERESİNDEN TÜRK İSTİKLÂL HARBİNE BİR BAKIŞ


Gerçeği arayanlara ve bulduğunda mutlu olanlara selâm olsun!


Bugün sizlere rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “KUR’AN PENCERESİNDEN TÜRK İSTİKLÂL HARBİNE BİR BAKIŞ” adlı eserini, bu güzel eserin ARKA KAPAĞINDAKİ TANITIM METNİNİ esas alarak,  tanıtmak istiyorum. 


Şöyle ki ;

Bu kitap, rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “en büyük eserlerimden biridir” dediği ve henüz yayınlanmamış olan 'KURTULUŞ SAVAŞI'NIN KUR'ANÎ BOYUTLARI' adlı ÜÇ CİLTLİK çalışmasının bir özetidir.


Bu kitabın ana fikrini oluşturan ve Türkiye Cumhûriyyeti’nin kuruluş tarihi olan 1923’den 2026’daki şu günümüze kadar geçen 103 yıldan beri hiç sorulmayan ve sorulmadığı için de başımıza bin türlü dert açan HAYATÎ ÖNEME SAHİP SORUşudur: 


“İSLAM MÎRASIYLA ATATÜRK MÎRASI ARASINDA, başka bir ifadeyle, MUHAMMEDÎ MÎRAS İLE MUSTAFA KEMAL MÎRASI ARASINDA BİR ÇELİŞME ve BİR ÇATIŞMA VAR MIDIR?”


Bu eser bu soruya "HAYIR, KESİNLİKLE YOKTUR!" cevabını veren ve bunu somut dînî ve tarihî belgelerle ispatlayan İLK ESERDİR.


Türkiye’deki SALTANAT DİNCİLERİ bir yandan, DİN’E VE DİNDAR’A DÜŞMAN DİNSİZ EKİPLER diğer yandan, tarih boyunca Kelime-i Şehâdet’e düşman olmuş haçlı emperyalistler ile İŞBİRLİĞİ HALİNDE, Türkiye Cumhuriyetini ÇÖKERTMEYE ÇALIŞMAKTADIRLAR. 

İÇİMİZDEKİ BU BEYİNSİZ DİNCİ ve DİNSİZ EKİPLER, bu becerilerini ASLA kendi zekalarıyla elde etmiş değiller. 


Zira, onların çapları, ufukları, vizyonları ve donanımları buna ASLA yetmez. 


Ülkemizdeki bu dinci ve dinsiz ekiplerin öteden beri İKİ BÜYÜK GÜÇ KAYNAĞI oldu: 


1. Haçlı emperyalistlerin Atatürk mirasını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni tahrib etmek ve yıkmak için verdikleri HER TÜRLÜ ve SINIRSIZ DESTEK, 


2. Cumhuriyetin ve Atatürk'ün savunucusu olduklarını iddia edenlerin (yani sözümona ATATÜRKÇÜ, KEMALİST, laikçi ve solcu geçinenlerin) YETERSİZLİKLERİ, BASÎRETSİZLİKLERİ ve YER YER DE AHMAKLIKLARI.


Mısır'ın en büyük islam bilginlerinden müfessir FERÎD VECDΠve müfessir TANTÂVÎ CEVHERİ’ye göre, Türk İstiklal Harbi, tarihin en büyük mucizelerinden biridir ve bu yapısıyla, peygamberler tarihinin olağanüstü eylemleri arasında sayılmalıdır.


Kur'an'ın bir tek düşmanı vardır : ZULÜM (فلا عدوان إلا على الظالمين = Artık zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez - Kur’an, Bakara : 193)


Müdâfaa-i Hukûk'un da bir tek düşmanı olmuştur : ZULÜM. 


Sırası gelmişken, Müdâfaa-i Hukûk’u bir hatırlayalım ;


Müdâfaa-i Hukûk (Hukûkun Savunulması), Türk İstiklâl Harbi döneminde, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan işgallerine karşı vatanımızı ve milletimizin haklarını savunmak için Anadolu’nun her tarafında kurulmuş olan bölgesel millî direniş cemiyetlerinin ve sivil halk hareketinin genel adıdır.


MÜDÂFAA-İ HUKÛK kavramını en sade şekilde üç temel maddede özetleyebiliriz:

Temel Özellikleri

Açıklaması

Amacı :

Türk milletinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğü haklarını dünyaya HUKÛKΠve ASKERΠyollarla duyurmak.

Niteliği :

İlk başlarda bölgesel ve sivil kongreler olarak başlamış, halkın bu işgalci düşman ordularına karşı ilk örgütlü direniş yapısını oluşturmuştur.

Sonucu :

Sivas Kongresi'nde tüm bu bölgesel cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukûk Cemiyeti (ARMHC) adı altında birleştirilerek İSTİKLÂL HARBİMİZ tek elden yönetilmiştir.


Kısacası MÜDÂFAA-İ HUKÛK ; esareti reddeden Türk milletinin "hak arama ve vatanını müdâfaa etme" iradesinin kurumsallaşmış halidir ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin temel taşını oluşturur.


İşte bu Müdâfaa-i Hukûk tabirinin bizzat kendisi, zulme karşı olmanın apaçık ifadesidir. 


Anadolu'nun kurtuluş ve aydınlanma mücadelesinde savaşın hedefi ve gerekçesi olarak ne IRK, ne PARA, ne BÖLGE, ne RENK ve hatta  ne de DİNgösterilmiştir. Tek gerekçe HUKÛK’tur ve HUKÛK’UN MÜDÂFAASI’dır.


Saltanat dincilerinin iddialarının aksine, KUR’AN ;

  • TOPRAK İŞGALİNİ ve GENİŞLEMEYİ HEDEFLEYEN SALDIRI SAVAŞINA ASLA İZİN VERMEZ.  
  • DİNİ YAYMAK İÇİN (MİSYONERLİK İÇİN) SAVAŞA DA ASLA İZİN VERMEZ. 


SALTANAT DİNCİLİĞİ nedir? 

Halkın yönetim şeklini KUR’AN’DAKİ BİAT USÛLÜNDEN (yani sosyal sözleşmeye dayalı bağlılık yemini ile seçim sürecine dayalı bir yönetim usûlünden), babadan oğula geçen saltanata (krallığa) dönüştürmek amacıyla, dini KASDEN tahrif ederek ve yamultarak değiştirenlerin ve sömürenlerin din yorumu, din anlayışı ve din propagandasıdır. 


Kur’an’daki İslam’a göre, savaşın bir tek gerekçesi vardır ve o da ZULME UĞRAMAKTIR. Zulüm varsa, savaş bir insanlık borcu haline gelir. Bu insanlık borcundan kaçılmaz. Kaçanlar onursuz olur. 


Müdâfaa-i Hukûk zihniyetinin savaş anlayışı işte tam da budur.


Müdâfaa-i Hukûk, her şeyden önce, ANADOLU HALKLARININ bağımsızlık ve kurtuluş savaşlarının ideolojisidir. 


Ama o aynı zamanda ANADOLU AYDINLANMA DEVRİMLERİNİN DE yaratıcı ideolojisidir. 


Dahası, Müdâfaa-i Hukûk, BÜTÜN İSLAM DÜNYASININ AYDINLANMA ÇIĞIRININ DA yaratıcı öncüsüdür.


Umarım bu çok değerli ve ufuk açıcı kitabı bulur, alır ve hüsn-i istifade ümîdiyle okursunuz.  


Saygılarımla,


Abdullah Erdemli

Yorumlar

Popüler Yayınlar