12 Ekim 2025

Atatürk-Din ilişkisi/Ataturk’s relationship with Religion/علاقة أتاتورك بالدين

 ATATÜRK-DİN İLİŞKİSİ, GEREĞİNCE İNCELENMEMİŞTİR


ATATURK'S RELATIONSHIP WITH RELIGION (ISLAM) HAS NOT BEEN PROPERLY EXAMINED AND UNDERSTOOD NEITHER IN TURKEY NOR IN THE ISLAMIC 

WORLD


لم يتم دراسة وفهم علاقة أتاتورك بالدين (ألإسلام) بشكل صحيح لا في تركيا ولا في العالم الإسلامي


Selâm!

Bugün paylaşacağım 30 Ekim 2008 tarihli aşağıdaki makale Yaşar Nuri Öztürk’e aittir. 


Rahmetlinin burada ele aldığı konuyu ÇOK ÇOK ÖNEMSEDİĞİMDEN, paylaşma gereği duyuyorum. 


Umarım okuyacak olanlar için hüsn-i istifadeye ve aydınlanmaya vesile olur. 


Bu makaleyi önümüzdeki günlerde İngilizce ve Arapça olarak ta paylaşmaya gayret edeceğim. 


Bu makalede eleştiri konusu yapılan Doğu Perinçek, daha sonra, Yaşar Nuri Öztürk ile yapmış olduğu istişareler neticesinde, hatasını farkederek, hem Atatürk’e ve İslam’a yönelik önceki tutum ve yorumlarını terketmiş, hem de Yaşar Nuri Öztürk’e AYDINLIK gazetesinde makale yazma, ULUSAL KANAL’da sohbetler yapma imkan ve fırsatını tanımıştır. 


Doğu Perinçek, hiç kuşkusuz, bu önemli fikir ve tavır değişikliğiyle, ülkemizdeki benzer aydınlara da güzel bir numûne-i imtisâl (örnek alınacak kişi) olmuştur. Sağ olsun, var olsun. 


Abdullah Erdemli

Luzern, İsviçre

***************

The article below, dated October 30, 2008, that I will share today is by Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk.


I feel compelled to share it because I deeply value the subject the late author addressed here.


I hope it will be beneficial and enlightening for those who read it.


I will endeavor to share this article in English and Arabic in the coming days.


Dr. Doğu Perinçek, the subject of criticism in this article, later realized his mistake after consulting with Yaşar Nuri Öztürk. 


He not only abandoned his previous stance and comments about Atatürk and Islam, but also gave Yaşar Nuri Öztürk the opportunity to write articles for the AYDINLIK newspaper and give talks on ULUSAL TV Channel. 


With this significant change in his ideas, stance and attitude, Dr. Doğu Perinçek undoubtedly became a fine example for similar intellectuals in our country. 


May he live long and prosper.


Abdullah Erdemli

Lucerne, Switzerland

*********************

المقال أدناه، بتاريخ 30 أكتوبر/تشرين الأول 2008، والذي سأشارككم إياه اليوم، بقلم الأستاذ الدكتور ياشار نوري أوزتورك.


أشعر برغبة ملحة في مشاركته، إذ أُقدّر بشدة الموضوع الذي تناوله الكاتب الراحل هنا.


آمل أن يكون مفيدًا وملهما لمن يقرأه.


سأسعى جاهدًا لمشاركة هذا المقال باللغتين الإنجليزية والعربية في الأيام القادمة.


أدرك الدكتور دوغو بيرينشيك، موضوع النقد في هذه المقالة، خطأه لاحقًا بعد استشارة يشار نوري أوزتورك.


لم يكتفِ بيرينشيك بالتخلي عن مواقفه وتعليقاته السابقة حول أتاتورك والإسلام، بل منح أيضًا يشار نوري أوزتورك فرصة كتابة مقالات في صحيفة آيدنليك وإلقاء محاضرات على قناة أولوسال.


مع هذا التغيير الجذري في أفكاره ومواقفه وتوجهاته، أصبح الدكتور دوغو بيرينشيك بلا شك قدوة حسنة للمثقفين أمثاله في بلدنا.


أطال الله عمره وبارك فعالياته.


عبد الله إردملي

لوسرن، سويسرا

***************

ATATÜRK-DİN İLİŞKİSİ, GEREĞİNCE İNCELENMEMİŞTİR


ATATÜRK’ÜN DİN İLE MÜNASEBETİ Türk aydınları tarafından yıllar ve yıllar SADECE İRTİCA HAREKETLERİ açısından irdelendi, gündem yapıldı. 


Oysaki İŞİN BİR BAŞKA YÖNÜ daha vardı ve belki de bu YÖNÜN İRDELENMESİ ÜLKEMİZİN GELECEĞİ AÇISINDAN ÇOK DAHA ÖNEMLİ VE GEREKLİYDİ.


O yön, İKİ ANA BAŞLIKLA ortaya konabilir :

 

  1. Atatürk’ün verdiği mücadelenin DİNDEN VE DİN ADAMLARINDAN GÖRDÜĞÜ DESTEĞİN arka planını aydınlatmak,
  2. Atatürk’ün, yaptığı devrimlerin İSLAM’A AYKIRI DEĞİL, İSLAM’IN İSTEK VE BEKLENTİLERİNE UYGUN OLDUĞU YOLUNDAKİ İDDİA VE ISRARININ arka planını aydınlatmak.

 

ATATÜRK-DİN İLİŞKİSİ, İŞTE BU AÇILARDAN HİÇ ELE ALINMADI. BU CİDDÎ BİR YANLIŞTI. 

 

Atatürk’e karşı olan İÇTEKİ DİNCİ ÇEVRELERLE, DIŞTAKİ HAÇLI EMPERYALİST ÇEVRELER, bu yanlıştan son derece memnundular ve bu memnuniyetlerini stratejilerinde değerlendirerek TÜRKİYE’YE VE MÜSLÜMANLARA BÜYÜK OYUNLAR OYNADILAR.


Türk milleti için EN HAYÂTΠolan, “MUHAMMEDÎ MÎRAS-ATATÜRK MÎRÂSI MÜBASEBETİ” alanı öylesine boş bırakıldı ki, ATATÜRK’Ü VE DEVRİMLERİNİ DÎN’E KARŞI GÖSTEREN DİNCİ VE İNKÂRCI EKİPLER, adeta bir “TANRISAL HÜKMÜ”ilan ediyor duruma geldiler. 

 

Oysaki bizzat ATATÜRK BUNUN AKSİNİ SÖYLEMEKTE, YAPTIĞI DEVRİMLERİN DÎN’E TAMAMEN UYGUN OLDUĞUNU İDDİA ETMEKTEDİR. Onun yüzlerce konuşmasının hemen tümünde din geniş biçimde yer almaktadır. 

 

ŞU HAYÂTÎ GERÇEĞİ, VİCDANIMIZA VE ÇOCUKLARIMIZA ÇOK İYİ BELLETELİM :

 

Bugünün SÖZDE ATATÜRKÇÜLERİ’nin aksine, GAZÎ ATATÜRK, DİN KONUSUNDA ASLA KAÇAK GÜREŞMEMİŞ, GÜNÜ İDARE EDİP KENARA ÇEKİLMEMİŞTİR.

 

Atatürk’ün GERÇEK İSLAM diye bir HASRETİ ve CUMHÛRİYYET DEVRİMLERİYLE İSLÂM’IN TAM UYUŞUM İÇİNDE OLDUKLARI YOLUNDA BİR İDDİASI VARDIR ve onun özeti şudur:

 

CUMHÛRİYYET DEVRİMLERİ, İSLÂM’A AYKIRILIK ŞÖYLE DURSUN, İSLÂM’IN BİZZAT TALEPLERİDİR. Yani MUSTAFA KEMAL, YAPTIĞI DEVRİMLERLE, ÖZGÜN İSLÂM’IN VE ÇEHRESİ ARABİZM TARAFINDAN DEĞİŞTİRİLMEMİŞ GERÇEK HZ. MUHAMMED’İN HASRETİNE CEVAP GETİRDİĞİ İNANCINDADIR.

Zaman tünelinin burasında BİZ DE AYNI İNANÇTAYIZ. 

 

Bana göre, MUSTAFA KEMAL’İ EVRENSEL-ORTAK IŞIK YAPAN DA BURASIDIR. 


Mustafa Kemal, yaptığı işin işte bu yanını sadece Türkiye ile kayıtlı görmemiş, BÜTÜN İNSANLIĞA, ÖZELLİKLE MÜSLÜMANLARA HİZMET OLARAK GÖRMÜŞTÜR.

 

O günün Müslümanları Mustafa Kemal’i “İSLAM’IN KURTARICISI - İSLÂM’IN HALASKÂR GÂZÎSİ” diye anıyorlardı. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 15/52) 


Bu insanlar acaba sürç-i lîsan mı ettiler? Hayır, etmediler; DERİN BİR SEZİŞLE HAKİKATI TAM DAMARINDAN YAKALADILAR. 

 

Peki, Atatürk devrimlerinin savunuculuğu ROLÜNE SOYUNANLAR, BÖYLESİNE ÖNEMLİ BİR GERÇEĞİ nasıl görmediler veya göremediler. 

 

Göremediler değil, GÖRMEK İS-TE-ME-Dİ-LER. Çünkü bunların büyük çoğunluğunun, SADECE “HURAFECİ ARAB-EMEVÎ İSLAM’INDAN DEĞİL, İSLAM’IN GERÇEĞİNDEN DE rahatsızlıkları vardı. 


Onların birçoğunun benliklerine yerleşmiş olan ‘İSLAM’DAN NEFRET VİRÜSÜ’ daha doğrusu ‘RUHSAL OLAN’DAN NEFRET VİRÜSÜ’, sadece onları sıkıntıya sokmakla kalmadı, ÜLKEYİ DE CİDDÎ RAHATSIZLIKLARIN GİRDÂBINA İTTİ.

 

Ruhsal olandan nefret virüsünün “ATATÜRKÇÜLÜK ADI ALTINDA” şırınga edilmesi İLLETİNİN tipik örneklerinden birini Doğu Perinçek’in “KEMALİST DEVRİMİN DİN VE ALLAH ANLAYIŞI” adındaki TALİHSİZ kitabında bulmaktayız. 


Baştan sona ZORLAMA, SAPTIRMA ve DİNAMİTLEMELERLE dolu bu kitaphakkında burada (ve şimdilik) ALPASLAN IŞIKLI’nın kısa bir tespitini nakletmekle yetineceğiz:


“Perinçek, Atatürk’ün dinsizliği ve tanrısızlığını kanıtlamaya yönelik bunca ayrıntılı görüş ortaya koyduğu kitabında NEYİ AMAÇLAMIŞTIR?… Kime ait olursa olsun ve ne olursa olsun, insanların inançlarının KENDİ KİŞİSEL DÜNYALARINI İLGİLENDİRDİĞİNİ kabul etmek ve buna saygı göstermek gerekir. Dolayısıyla, ÖNEMLİ OLAN, ATATÜRK’ÜN DİNSEL KONULARDAKİ İNANÇLARININ NE OLDUĞU DEĞİL, DİN ALANINDA İZLEDİĞİ POLİTİKA VE BU POLİTİKANIN DAYANDIĞI ANLAYIŞTIR.”

 

“Perinçek, Kemalizm’e kazandırdığı bu çehre (DİNSİZLİK ÇEHRESİ) ile, Kemalizmin taraf olduğu, geçmişten günümüze süregelen mücadeleyi, “AYDINLANMACILAR İLE YOBAZLAR ARASINDAKİ BİR MÜCADELE” olmaktan çıkarıp “DİNSİZLERLE MÜSLÜMANLAR ARASINDA BİR MÜCADELEYE” dönüştürmektedir. 


Böylece kendilerini Müslüman olarak tanımlayanların çok önemli bir bölümü, aydınlanmacılar safından DIŞLANMAKTA, her Müslümanın gerici sayılması sonucuna varan bir sınıflandırmaya gidilmesi TEHLİKESİ belirmektedir.”


“Müslüman oldukları için gerici sayılma endişesi içine düşecek olan GENİŞ YURTTAŞ KESİMLERİNİN, Perinçek’in kitabı karşısında duyacağı dehşeti düşünebiliyor musunuz?” 

(Işıklı, SOSYALİZM, KEMALİZM VE DİN, sh. 207-208)

 

“DİNDEN NEFRET VİRÜSÜNE YAKALANMIŞ AYDINLARIN” EN BÜYÜK HATASI, AYDINLANMA denen olgunun “DİN’E KARŞI OLUŞLA” eşanlamlı olduğunu SANMALARIDIR. 

 

AYDINLANMA, ATEİZMLE VEYA DİNSİZLİKLE EŞANLAMLI DEĞİLDİR. 

 

DİN ADINA ASIRLAR BOYUNCA YAPILAN KÖTÜLÜKLERİN VE ÜRETİLEN KARANLIĞIN etkisiyle, elbette ki aydınlanmada önemli roller üstlenmiş insanların BİR KISMI DİNSİZ VEYA ATEİST OLMUŞLARDIR. Ama tümü böyle değildir. 


Daha doğrusu, AYDINLANMANIN ÖNCÜ DÜŞÜNÜRLERİ DİNSİZ VE ATEİST DEĞİLLERDİ. 

 

Kısacası, bizim AYDINLARIMIZIN İNADI KORKUNÇ BİR İNATTI ve bu inadın intikamı da korkunç oldu.

 

İnancımız odur ki, BU YANLIŞ YAPILMASAYDI, ATATÜRK MİRASI, bütün Müslümanlar için kurtuluş reçetesi sayılabilecek bir ‘KURTULUŞ TEOLOJİSİ’ (deyim, Fransız Marksist-Müslüman Roger Garaudy’nindir) OLUŞTURABİLECEKTİ. 

 

Gereken yapılmadığı için, bu Kurtuluş Teolojisi’nin yerine “İSLÂM’IN VE MÜSLÜMANLARIN DÜŞMANLARIYLA” işbirliği yapanlarca bir ‘FESAT TEOLOJİSİ’ oluşturuldu. 


Şimdi bu FESAT TEOLOJİSİ, bütün KÖŞE BAŞLARINI tutmuştur ve HAÇLILARLA İŞBİRLİĞİ halinde, Türk milletinin CAN DAMARLARINI birer birer koparmaktadır. 


ALPASLAN IŞIKLI’nın şu tespiti, üzerinde olduğumuz konuda GERÇEĞİN TAM İFADESİDİR :

 

“ATATÜRK, KURTULUŞ TEOLOJİSİ’NİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ, KUVAYI MİLLİYYE ile İSLÂMİYYET ARASINDA KURMAYI BAŞARDIĞI KÖPRÜ ÜZERİNDE, BU ASRIN BAŞINDA GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.” (Işıklı, SKD, 188)

 

Köprü kuruldu ama köprünün üstünden geçmesi gerekenler geçmedi ve KÖPRÜ HİZMET DIŞI TUTULDUĞU İÇİN ÇÜRÜYÜP ÇÖKTÜ. 

 

Sözün özü şu:

 

Cumhuriyet aydını ve Türk siyaseti,  Atatürk ve İslam konusunda ÖLÜMCÜL BİR HATA YAPTI. Umarız, BİZİM SARSICI ama üstü sürekli örtülen MESAJLARIMIZ sayesinde bu hatanın farkına varır ve ÇOK YOĞUN BİR GAYRETLE açıklarını kapatma yönüne gider.

 

Eğer gitmez ise DİNCİLİK SALTANATI (SALTANAT DİNCİLİĞİ), onu, dirilişi olmayan bir ölümle tarihe gömer.


Yaşar Nuri Öztürk


https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yasar-nuri-ozturk/ataturk-din-iliskisi-geregince-incelenmemistir-10246892#

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder