19 Şubat 2025

KUR’AN’I TANIYOR MUYUZ? / DO WE KNOW THE QUR'AN? / هل نعرف القرأن؟

MÜSLÜMANLAR OLARAK KUR’AN’I TANIYOR MUYUZ,


DO WE, AS MUSLIMS, KNOW THE QUR'AN? HAVE WE EVER READ THE QUR'AN IN ORDER TO UNDERSTAND IT?


هل نحن كمسلمين نعرف القرآن؟ هل قرأنا القرآن من أجل فهمه؟


Selam,


Kur’an’ı tanımadan MÜSLÜMAN olamayız, MÜMİN hiç olamayız. 


İmamı Azam’ı tanımadan da Kur’an’ı ve Kur’an’ın dinini tanıyamayız. 


İmamı Azam Ehli Sünnet’i ile Muaviye Ehli Sünneti’ni birbirine ASLA karıştırmamalıyız. 


Bugün İslam dünyasına egemen olan Ehli Sünnet Muaviye’nin Ehli Sünneti’DİR, İmamı Azam’ın Ehli Sünnet’i DEĞİL…


Muaviye’nin Ehli Sünneti’ni değil, İmamı Azam’ın Ehli Sünneti’ni öğrenmeliyiz. 


Ve, Muaviye’nin Ehli Sünneti’ne değil, İmamı Azam’ın Ehli Sünneti’ne bağlı olmaya gayret etmeliyiz. 


Kur’an’ın okumamızı istediği 3 Kitap vardır :

  • Kur’an’ın kendisi,
  • Evren,
  • İnsan


Kur’an’a göre insan evren kitabının küçültülmüş bir şeklidir. 


İnsan şayet kendi iç değerlerini Yaratıcı’nın gösterdiği istikâmette yani (Kur’an’ı doğru tanımak ve doğru öğrenmek) suretiyle işletirse, hem evren kitabının küçültülmüş bir şekli haline gelir, hem de “KONUŞAN KUR’AN” olur. 


Hz. Muhammed Hz. Ali için “ALİ KONUŞAN KUR’AN’DIR” demiştir. 


Şayet Kur’an’ı Hz. Ali gibi anlar isek, Kur’an’ın dinini de Hz. Ali’nin anladığı gibi anlarız ve Hz. Ali gibi “KONUŞAN KUR’AN” haline geliriz. 


Kur’an’ın gerçekten Mümini olabilmiş insanlar “KONUŞAN KUR’AN” olurlar, yani “KUR’AN’IN KENDİSİ” haline gelirler. 


İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİMİZ, “KONUŞAN KUR’AN” vasfına sahip olmuş epeyi çok sayıda insanı bu Gök Kubbe’nin altına armağan etmiştir. 


Ve, hemen şunu da ilâve etmeliyim ki ; KARANLIK BİR KATRAN GİBİ Kur’an Dini’nin üstüne çöken YOBAZLIK ve AKIL DÜŞMANLIĞI, bu “KONUŞAN KUR’AN” vasfını kazanmış olan insanlarımızın TAMAMINA YAKININI KATLETMİŞTİR. 


Misal mi istiyorsunuz…?

Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ehl-i Beyt imamlarının tamamına yakını, İmamı Azam… 

Bunlar, yüzlerce, hattâ binlerce “KONUŞAN KUR’AN’LARDAN” sadece birkaç tanesi…


Şimdi, memleketimizde, başta Diyanet İşleri Başkanlığının BÜYÜKBAŞLARI olmak üzere, istisnasız bütün TARİKATLARIN KODAMANLARI, CEMAATLARIN LİDERLERİ, SİYASİ İSLAMCI LİDERLER, HİÇ UTANMADAN, SIKILMADAN ve YÜZLERİ DE HİÇ KIZARMADAN “BİZ EHLİ SÜNNET VEL CEMAAT’İZ” ve “BİZ HANEFÎ’YİZ” diyorlar. 


Bunlar kim, İmamı Azam’ın Ehli Sünneti olan kim…?


YALAN SÖYLÜYORLAR. 

Bunların ALAYI ve BİLÂ İSTİSNA, MEL’ÛN MUAVİYE’NİN EHLİ SÜNNETİ’DİRLER, İMAMI AZAM’IN EHLİ SÜNNETİ DEĞİL…


İnsanı tanımadan Kur’an’ı tanıyamayacağımız gibi, Kur’an’ı tanımadan da insanı tanıyamayız. 


Kur’an Kitabı, Evren Kitabı ve İnsan Kitabı arasındaki münasebetleri çok iyi öğrenmekle mükellefiz. 


“OKUMAK” Kur’an’ın ilk emri, ilk talebi ve “TEMEL İBADETİ’dir”. 


KUR’AN’IN TEMEL İBADETİ OKUMAK’TIR. ÖZELLİKLE DE KUR’AN OKUMAK’TIR. 


TEMEL İBADET NAMAZ DEĞİLDİR. 


KUR’AN’IN TEMEL İBADETİ NAMAZ’DIR DİYENLER YALANCIDIRLAR, HEM DE YALANCILARIN EN ÖNDE GİDENLERİDİRLER. 


EVET, NAMAZ KUR’AN’IN TEMEL İBADETLERİNDEN BİRİDİR. 

LÂKİN BİR NUMARALI İBADETİ DEĞİLDİR. 


Dünyaya bir bakın ;

Kur’an’ı bilmeyen ve Kur’an’ı okumayan, lâkin, işlevsel olarak, Kur’an’ın dediğini hayata geçiren, okumayı bir numaralı meşğale haline getirmiş olan insanlara, toplumlara bakın. 

Bir de namaz’ı bir numaralı meşğale haline getirmiş olan insanlara, toplumlara bakın. 


Bir düşünün! 

KARANLIK BİR KATRAN GİBİ Kur’an Dini’nin üstüne çöken YOBAZLIK ve AKIL DÜŞMANLIĞI, bu NAMERDLİĞİ biz Müslümanlara NİÇİN REVÂ GÖRDÜ? 

BUNU NİÇİN YAPTI?


Sebebi gâyet açık :


Okumayı temel ibadet yaparsanız, İNSANLARI ALDATAMAZSINIZ, DAVAR GİBİ GÜDEMEZSİNİZ. 


Tam tersine ; OKUMAYI TEMEL İBADET HALİNE GETİRMİŞ OLAN BİR TOPLUM OLUŞTURURSANIZ, ALDATILAMAYAN, ALDATAMAYACAĞINIZ, DAVAR GİBİ GÜDEMEYECEĞİNİZ BİR TOPLUM OLUŞTURMUŞ OLURSUNUZ. 


KUR’AN’IN BİZDEN İSTEDİĞİ DE BUDUR : DAVAR GİBİ GÜDÜLMEMEK…

Zira, KUR’AN BİZE “ ALLAH İLE ALDATILMAYIN!” diyor. 


KARANLIK BİR KATRAN GİBİ Kur’an Dini’nin üstüne çöken YOBAZLIK ve AKIL DÜŞMANLIĞI, biz TÜRKLER DE DAHİL, MÜSLÜMAN ÜMMETİNİ BÖYLE MAHV-Ü PERÎŞÂN ETTİ. 


Hâlâ uyanmayacak mıyız ey Müslümanlar…?!?


Kur’an’ın ilk vahyedilen suresi olan Alak suresinin üçüncü ayetinde, Rabbi tanıtma bağlamında “Senin EKREM  olan RABBİN - و ربك الأكرم” sıfatı vardır ve bu ayet SENİN RABBİN EKREM’DİR şeklinde tercüme edilir. 


EKREM sıfatı, KEREM sıfatının, Arapça dilbilgisinde ism-i tafdîl kipidir. 


Arap dilbilgisindeki bu ism-i tafdîl kipi ; “bir özelliğin EN ÜSTÜN derecesine sahip olma halini” ifade eder. 


Kerem, Arapçada, başka anlamları da olmakla beraber, bu ayette ÖZGÜRLÜK, ÖZGÜRLEŞTİRMEK demektir. 


Ekrem ise, EN ÖZGÜRLEŞTİRİCİ, EN BÜYÜK ÖZGÜRLEŞTİRİCİ, BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN TEK KAYNAĞI demektir. 


Dolayısıyla ;

EKREM OLAN RAB ; BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN YEGÂNE KAYNAĞI OLAN RAB demektir. 


Şimdi bir düşünün bakalım! 


İslam dünyası için ALLAH BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN KAYNAĞI mıdır, yoksa, KÖLELİKLERİN KAYNAĞI VE KAMUFLAJI mıdır?


Tabir-i dîğer ile ;


İSLAM DÜNYASINDA ALLAH ALLAH DİYEREK BİZLERİ KANDIRANLAR, yani “BİZLERİ ALLAH İLE ALDATANLAR” MÜSLÜMANLARI ÖZGÜRLEŞTİRDİLER Mİ, yoksa, KÖLELEŞTİRDİLER Mİ, DAVAR SÜRÜLERİ HALİNE GETİRİP DAVARLAŞTIRDILAR MI?


Kur’an boşuna mı “ALLAH İLE ALDATILMAYIN EY MÜSLÜMANLAR” diyor?


Hiç mi AKLETMEYECEKSİNİZ ey Müslümanlar…?!?


KARANLIK BİR KATRAN GİBİ Kur’an Dini’nin ve Müslüman ümmetinin üstüne çöken YOBAZLARA ve AKIL DÜŞMANLARINA “Ey Dinciler! Sizin Allah’ınız, Kur’an’ın (BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN TEK KAYNAĞI) dediği bu ALLAH mıdır?” diye sormak gerek miyor mu?


Bu sorunun cevabını, Ankara Üniv. İlâhiyyât Fak. Tefsir Bölümü hocalarından rahmetli Prof. Dr. Salih Akdemir seneler evvel şöyle vermişti :


“BU DİNCİLERİN ALLAH’I, adına ‘allah’ diyerek TAPINDIKLARI BİR PUTTUR, KUR’AN’IN ANLATTIĞI ‘ALLAH’ ASLA DEĞİLDİR!”.


Aynen böyle…


Hâlâ Rabbin kendilerine bahşettiği AKIL NİMETİNİ KULLANMAYIP, ONU İŞLETMEYİP, KAPKARA DİNCİ YOBAZLARIN VE AKIL DÜŞMANLARI’nın peşinden gidenlere YAZIKLAR OLSUN!


İnsana “KALEM İLE ÖĞRETEN/KALEMİ KULLANMAYI ÖĞRETEN” ALLAH BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN VE BÜTÜN ASÂLETİN KAYNAĞIDIR. 


Bu bağlamda “ALLAH İNSANLIĞIN BAŞÖĞRETMENİDİR”.


Kur’an “Kitab-ı Kerîm’dir”…

KEREM Kur’an’ın da bir sıfatıdır, yani KUR’AN BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN KAYNAĞIDIR, BÜTÜN CÖMERTLİKLERİN KAYNAĞIDIR VE KENDİSİNİ DOĞRU DÜRÜST OKUYANLAR VE ÖĞRENENLER İÇİN DE ÇOK CÖMERTTİR. 


O çok cömert olan Kur’an’ı ADAM GİBİ VE DOSDOĞRU OKUYABİLENLER “KONUŞAN KUR’AN” haline gelirler…


Ortalıkta “KARANLIK BİR KATRAN GİBİ İSLAM DÜNYASININ VE BU ARADA MEMLEKETİMİZİN DE ÜSTÜNE ÇÖKMÜŞ BULUNAN bol miktarda YOBAZLAR ve AKIL DÜŞMANLARI boy gösteriyorlar. 


“KONUŞAN KUR’AN” diyebileceğimiz ÇOK AZ İNSAN VAR, maalesef😞…


Neden acaba…?


Kur’an mı cimri (hâşâ)?!?

Kur’an cömerttir, lâkin Müslümanlar YAMUK😞. 


Müslümanlar ADAM OLSALAR, yamukluktan kurtulsalar, aramızda daha çok sayıda “KONUŞAN KUR’AN” görebiliriz. 


Heyhât😞…


Abdullah Erdemli

Luzern - İsviçre



17 Şubat 2025

İRTİCÂ - REACTIONARISM - ألرجعية

 


“İRTİCA : VİCDAN YERİNE DÜŞMAN PARASI TANIYAN ALÇAKLIK”


REACTIONARISM : THE SCOUNDRELISM (the vile tendency) THAT PREFERS THE ENEMY'S MONEY TO LISTENING TO THE VOICE OF CONSCIENCE


الرجعية : النزعة الدنيئة التي تفضل أموال العدو على الاستماع إلى صوت الضمير


17 Ekim 2024


Ruhu şad osun; Yaşar Nuri Öztürk ile 2012 yılındaki sohbetimizde sözde İslamcıların  neden ihanet çizgisinde olduğunu ve neden Atatürk’e düşmanlık ettiğini incelemiştik...


Öztürk’ün sözleri, günümüzde İslamcı siyasetin sebep olduğu çürümeyi Atatürk’ün üzerine yıkmak gibi şeytanın aklına ancak gelebilecek tutumlar karşısında daha fazla değer kazanıyor.


Yaşar Nuri Öztürk konuşuyor:


-İngilizler, Atatürk’ün 1920’de söylediği gibi İslâm’ın en büyük düşmanlarıdır. 

Atatürk aynen, “Türkiye’deki irticaya dayalı ihanetin teşvikçisi İngilizler olup merkez beyni İstanbul’dadır” demiştir. 


Bu sözleri, Kazım Karabekir’in İstiklal Harbimiz eserinde bulabilirsiniz.


- Biliyorsunuz bugün süper güç olarak ABD var. ABD dünyanın jandarmalığını yapıyor ama beyin yine İngiltere’dir.


 İngilizlerin Müslümanları mahvetme siyasetinin esası,İSLÂMI İSLAM’LA YIKMA SİYASETİ”dir. 


Müslümanların en alçak düşmanları “EHLİKİTAP (HAÇLI+SİYON) HESABINA İŞLEYEN FİTNEDİR” yani İngilizlerdir.


Dinciler Türkiye’de Milli Mücadele zamanı dahil, daima kendi ülkeleri aleyhine, İngiliz emperyalizmi ile işbirliği yapmıştır, yapacaktır. 

Atatürk“Harekâtı Milliyemiz aleyhine işgalci İngiltere ile ortak teşkilat kuran Hürriyet ve İtilaf Partisi’dir, Sait Molla’dır” diye bütün bunları anlatıyor.


İrticanın, yine o günlerde, Ermeni hainleriyle işbirliği yaptığını da Kurtuluş Savaşı ile ilgili zabıtlardan öğreniyoruz. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 6/325; Kâzım Karabekir Paşa, İstiklal Harbimiz, 3/1079)

*********

- İslam dünyası Mustafa Kemal gibi düşünse, onları nasıl yönetecekler? 

Bu sebeple, hilafeti ele geçirerek yönetmek istemişlerdir, bugün de aynı yoldadırlar.


- Atatürk, “İRTİCA, DİNİN İHANET ARACI YAPILMASI HALİNDE VÜCUD BULAN KÖTÜLÜĞÜN ADIDIR. Hıyanetle daima birlikte yürüyen irtica, tarihte hep Hıristiyan Batı çıkarları uğruna kullanılmış ve işletilmiştir” demişti.


Ne ilginçtir ki, Kur’an da, irticayı ‘Ehlikitap (haçlı-siyon) hesabına işleyen fitne’ olarak gösterir.” (Âli İmran Suresi, 72)"


- Günümüzde daha çok siyasal İslam unvanıyla sahneye çıkarılan irtica, tarihi boyunca desteği, itibarı, alkışı Müslümanlardan almış, hizmeti ise hiç aralıksız emperyalist güçlerin çıkarı uğrunda sergilemiştir. Bilerek veya bilmeyerek...


- Dindarda yanlışlar olur, hurafeler olur, cehalet olur, geleneksel tutuculuk olur. Bunların tümü bilgisizlik, bilinçsizlik olayıdır. İrtica ise bilinçli ve organize hıyanet olayıdır.


Atatürk; irtica gibi hurafeye de karşıdır ama hurafeyle irticayı aynı kefeye koymamıştır. İrticanın ağır biçimde mahkûm edilişi, asla dinsel karakteri yüzünden değildir; hıyanet karakteri yüzündendir.


Mürteci-hain kadrolar işin bu püf noktasına asla değinmezler; tam aksine onu sürekli gözden kaçırarak Atatürk’ü irticaya değil de dine karşı gösterirler.

*********^

- Atatürk, irtica hakkında şu tanımı da yapmaktadır:


“Vicdan yerine düşman parası tanıyan alçaklık...” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 5/329)


Bir tanım daha veriyor büyük Atatürk:

“Millete düşman, düşmanlara dost olarak takip edilen haince siyaset...”(Atatürk’ün Bütün Eserleri, 5/356)


İslam dünyasında, emperyalizme karşı mücadele ederek onu mağlup edip ona rağmen devlet kuran tek ülke Türkiye’dir, tek kişi ise Mustafa Kemal Atatürk’tür. 

Onun içindir ki emperyalizmin temsilcileri, uzantıları ve dahildeki hizmetçileri Atatürk’ü içlerine asla sindiremiyorlar, onu yıkmak ve yok etmek için dört koldan saldırıyorlar.


- Türkiye Cumhuriyeti sadece bizim için değil, bütün İslam dünyası için bir tür “kutsal emanet”tir.

*********

Emperyalist ruh ve emellerini, bugün, küreselleşme perdesi altında yaşatan Batı, işte bu yüzden, İslam dünyasında iki mirası kendisi için çok ciddi engel olarak görmekte ve bu iki mirasın tahribini siyaset ve stratejilerinin esası yapmaktadır:


1. Muhammed Mustafa mirası, yani İslam,

2. Mustafa Kemal mirası yani Atatürk Cumhuriyeti.


- Kurtuluş Savaşı’nda ve bugün, temel ve yıkılmaz direnç kaynağı olan bu iki miras çeşitli bahaneler, operasyonlar, müdahalelerle yozlaştırılarak etkisizleştirilmek istenmektedir. 


Türkiye bu iki mirasın en dirayetli coğrafyası olduğu içindir ki BOP ve benzeri sömürü ve istila projelerinin öncelik ve ivedilikle hedefe yerleştirdiği ülke olmuştur.


- Türkiye, sadece Atatürk mirasına yönelik tahribin değil, İslam mirasına yönelik tahribin de temel hedefidir.

********

İşte siyasal İslamcılık, Batı desteğiyle iktidarı ele geçirerek, önce Türklüğü, sonra da İslam mirasını ortadan kaldırmak isteyen hareketin adıdır. 


Yaşar Nuri Öztürk’e yönelik olan düşmanlıklarının sebebi de bu ihaneti ortaya çıkarmasıdır...


Kaynak :

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/vicdan-yerine-dusman-parasi-taniyan-alcaklik-850344h.htm